Altan SancarYazarlar

Okyanus Kıyısından Mektuplar 4: KARLI BİR GECE VAKTİ BİR DOSTU UYANDIRMAK

Aleks’ti adı. Fakülteye aynı yılda başlamıştık. Birkaç ortak dersimiz ve arkadaşımız vardı. Gel zaman, git zaman bir dostluk peyda oldu aramızda. Gün geldi, aynı ideal etrafında kenetlendik. O, bu ideali şu dizelerle tanımlamayı severdi:

Ben öyle bilirim ki yaşamak

Berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır.*

Ondandır, okulu bitirir bitirmez, soluğu, uğruna savaşacağı çocuklar bulmak üzere uzak şehirlerde aldı. Doyamamıştım oysa kendisine. Doyamamıştım; kıvır kıvır saçları, biraz mahcup, biraz muzip gülümsemesiyle fakülte kütüphanesinden içeriye elindeki şiir kitabını sallayarak girmesine; ruhunda kıvılcımlar oluşturan dizeleri, daha sandalyeye oturmadan, bizlerle paylaşmak istemesine; incir kuşlarının, kırlangıç sürülerinin peşine takılmasına; kimileyin, kanatları altına sıkıştırarak, beni de o yolculuğa ortak etmesine.

Kalabalık bir belediye otobüsünde elime tutuşturduğu bir Brecht şiirini okuyunca verdiğim tepkiyi hala hatırlarım: Ne güzel bir çeviri!

Ne söylediysen, bir daha söyleme

Düşüncelerini bir başkasında bulursan: Tanıma.

Kimseye imzanı ya da resmini vermemişsen

Kimsenin yanında bulunmamış ve kimseyle konuşmamışsan

Nasıl yakalayabilirler seni!

Ört izlerini!

Geçenlerde, bu sitenin yazarlarından Kerem Ferhat bahsediyordu, o heyecanlı ve ateşli konuşmasıyla: “Yürümek, üstadım, bütün dertlere deva.”  Evet, doğru; hele de yanında Aleks gibi bir dost varsa. Boğaz’ın ya da Levent’in yokuşlarında uzun yürüyüşler; hayata, edebiyata, felsefeye dair doyumsuz sohbetler. O, konuşmanın; bense, dinlemenin hakkını verirdim bu sohbetlerde. Yıllar sonra yazdığı bir mektuba hitap olarak “beni dinleyenim, anlayanım” diye başlamıştı.

Ve bir gün gitti, arkasından Altan’a şunları yazdırarak:

Hıdrellez ateşi rolünü oynamaya çağırınca, cezbeyle

yeşil kanatlarını kuşandın da gittin

rolünü oynamak, evet, evet sevdadır, değişmez
sen de kendi kaderini yalnız yaşamaya gittin

adıyla var bir zamanlar gül olan
dostluğumuzdan geriye bu şiiri bıraktın da gittin

Epey bir süre mektuplaştık. Adım adım kabuk değiştirmesine tanık oluyordum, uzaktan da olsa. O çok imrendiğim şefkati kaya gibi yerinde duruyordu ama. Gönüllü olarak çalıştığı AIDS hastalıklı çocuklar hastanesinden yazdığı mektubu unutamam mesela. Hayatını şekillendiren o “büyük” düşüncelerin yeriniyse, daha öznel, bireysel ama yine de soylu düşünceler alıyordu yavaş yavaş. Tanrı’sını öldüren bir yalvaca dönüştü zamanla. Umarım rahatsız olmamıştır arkasından yazdığım şu dizelerden:

Eski bir dost bir şey yaktı; hayatıydı

Bir zamanlar beraber yüzdüğümüz okyanusu

Şimdi inkar ediyor

Üstelik saçı başı hala ıslak

Dostum Aleks, ağarmış saçlarıyla hala çocuklar aşkına savaşıyor dünyada bir yerlerde; tek başına bir ordu olarak. Etrafımdan dostların birer birer çekildiği, ufukta beyaz sonsuzluğun beni çağırdığı şu demlerde daha iyi anlıyorum:

Neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı

Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.** 

*İsmet Özel (Sevgilim Hayat)

**İsmet Özel (Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu