Güncel

Avustralya’nın COVID-19 vakalarının yarısı mutasyon geçiren tür: Bilim insanları kaygılı

Yeni bir araştırmada, Avustralya’nın COVID-19 vakalarının yarısının, virüsün daha bulaşıcı olabilecek mutasyon geçirmiş bir tür olduğu bildirildi.

Uluslar arası bilim insanları, bu mutasyonun “acil kaygı konusu” olduğunu, çünkü özellikle en kötü etkilenen ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde yayıldığını söylüyor.

The Australian’ın haberine göre, İngiliz Milletler Topluluğu Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Örgütü CSIRO, birkaç haftadır Avustralya’da yeni mutasyon türünün yayılışını takip ediyor.

NSW ve Quuensland’deki koronavirüs vakalarının üçte biri kadarı ile Victoria’daki ve Batı Avustralya’daki vakaların üçte ikisinin mutasyona uğrayan virüs olduğu belirlendi.

Federal Hükümet’e bağlı CSIRO, mutasyonu, hakkında rapor hazırlayan ABD’deki Los Alamos Ulusal Laboratuarı’ndan önce tespit etti.

Tüm Influenza Verilerini Paylaşım Küresel Girişimi (GISAID) adlı bir veritabanı kullanan araştırmacılar, yeni koronavirüsün genetik değişimlerini (mutasyonlarını) takip etti.

İlk araştırmalarda bu tür 14 mutasyon ve hastalığı daha bulaşıcı yapabilecek “acil kaygıya” yol açan bir D614G türünü belirlendi.

Araştırmacılar, “Bu tür, Avrupa’da Şubat başında yayılmaya başladı ve yeni bölgelere yayıldığında hızla baskın form haline geliyor” tespitini yaptı.

CSIRO’nun Biyoinformatik Bölümü Başkanı Denis Bauer, “Avustralya’nın D614G değişiminden olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğini izliyorduk” dedi.

Dr Bauer, mutasyonun inceledikleri vakaların sadece yüzde 50’sinde görünmesiyle, dünya ortalamasından daha az sık görüldüğünü söyledi.

Bauer, “Bu mutasyon, tüm dünyadaki türlerin kabaca üçte ikisini oluştururken, Avustralya’daki vakaların sadece yarısını temsil ediyor. NSW ve Queensland mutasyonun en düşük oranını gösterirken, Victoria ve Batı Avustralya dünyadaki dağılıma daha yakından benziyor” dedi.

Dr Bauer, Tasmania ve Güney Avustralya için veri bulunmadığını söylerken, NT’nin “ortada bulunduğunu” belirtti.

CSIRO’daki bilim insanları, yurtdışındaki araştırmacıların tezlerinin aksine D614G’nin kesinlikle daha bulaşıcı olduğuna inanmıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu