Notice: Function _load_textdomain_just_in_time was called incorrectly. Translation loading for the rank-math domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131

Notice: Function _load_textdomain_just_in_time was called incorrectly. Translation loading for the rocket domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php:6131) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
İrfan Donat – Merhaba Australia https://merhabaaustralia.com.au I Avustralya'dan Türkçe Haberler Tue, 23 Jul 2019 01:53:18 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 https://merhabaaustralia.com.au/wp-content/uploads/2024/02/Merhaba-favicon-150x150.png İrfan Donat – Merhaba Australia https://merhabaaustralia.com.au 32 32 İrfan Donat – Avustralya’nın hayvancılık politikası ve vizyonu https://merhabaaustralia.com.au/irfan-donat-avustralyanin-hayvancilik-politikasi-ve-vizyonu/ https://merhabaaustralia.com.au/irfan-donat-avustralyanin-hayvancilik-politikasi-ve-vizyonu/#respond Fri, 05 Jul 2019 03:00:15 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=37279

Bloomberg Televizyonu tarım programı yapımcısı İrfan Donat Beyefendinin Avustralya seyahat izlenimleri ve Avustralya tarımına ilişkin yapmış olduğu değerlendirmeleri kendisinden almış olduğumuz müsadeyle sizlere aktarmaya devam ediyoruz.


Avustralya’nın Victoria Eyaletine bağlı Melbourne şehrinde tarım ve gıda sektörüne yönelik temaslarımız devam ediyor.

Üçüncü günün sabahı erkenden Ellinbank Ulusal Süt Araştırma Merkezi’ne gidiyoruz.

1956 yılında kurulan bu merkezde ülke hayvancılığına dair daha detaylı bilgiler ediniyoruz.

Bin 600 dekar alan üzerinde hem mera ıslahı çalışmaları yapıyorlar hem de süt endüstrisine yönelik inovatif çalışmalar yürütüyorlar.

Avustralya’nın 24 milyon baş sığırı mevcut.

Sağılan yaklaşık 1,2 milyon sığırdan elde ettikleri yıllık çiğ süt üretimi 9 milyon ton seviyelerinde.

Laktasyon döneminde ortalama süt verimi hayvan başına 6,500 litre civarı.

Bizde ise sağılan sığır sayısı 6,3 milyon iken hayvan başına laktasyon veriminin 3,100 litreseviyelerinde olduğunu hatırlatalım.

Avustralya’da “ithalat kolaycılığı” yerine kendi coğrafyalarında değişen iklim koşullarına daha uyumlu hale gelecek hayvan ıslah çalışmalarına uzun yıllardır devam ediliyor ve bu çalışmaların da meyveleri hem verimlilik hem de kalite tarafında toplanmaya başlanmış.

Daha önce ABD’den ithal edilen hayvanların süt verimi yüksek olsa da içerik olarak yağ ve protein açısından oldukça fakir olduğunu fark ediyorlar. Kendi ıslah çalışmaları sonrası sütün niceliği kadar niteliğini de artırmayı başarıyorlar.

Konuştuğumuz uzmanların şu tespiti çok önemli: “Avustralya eskiden genetik tarafında ithalat yapıyordu. ABD genetiğini kullanma tuzağına düştük. Yüksek üretim miktarına karşın düşük protein ve yağ içeriği söz konusu idi. Yüksek üretim miktarı bir süre iyi işledi ama yağ ve proteine göre ödeme yapmaya başlayınca bu sistem işlemedi. Çünkü yoğun üretim sonucu lojistik maliyeti yüksek ama kalite yeterli değildi. ABD’nin sistemi yem üzerine kurulu. Özellikle son 15 yıldır kendi genetik çeşitliliğimiz üzerine yoğunlaştık. Kendi damızlık materyallerimiz üzerindeki ıslah çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Böylece hayvan sayısı düştü ama verimlilik ve kalite arttı. Yem tarafında da randımanı artırdık. Hayvanlarımız aynı miktarda yem yemesine karşın daha fazla süt veriyor. Böylece hayvancılık daha kârlı hale gelmeye başladı.”

Ülkedeki toplam mandıra sayısı 7 bin civarında.

Ülkedeki toplam süt üretiminin yaklaşık yüzde 80’i işlenerek ihraç ediliyor.

En büyük pazarlarının başında Hindistan, ABD, Japonya, Çin gibi ülkeler geliyor.

İhracat kalemleri arasında peynir, süt tozu, tereyağ gibi farklı ürünler var.

Aslında 2000’den bu yana süt üretiminde önemli bir istikrar yakalamışlar ancak iklim değişikliği, yem maliyetleri ve ortalama süt fiyatlarındaki dalgalanmalar nedeniyle üretimde kısmi azalış yaşanmış.

Hayvancılıkta toplam yem ihtiyacının yüzde 60’ını meralardan karşılıyorlar. Hedefleri meralardan yararlanma oranını maksimum seviyeye çıkarmak.

Sektörde, orta-büyük ölçekli ve mera odaklı yapılan hayvancılığın gelecek dönemde ayakta kalabileceği görüşü hakim.

Küçük aile çiftliklerinin mevcut şartlarda ayakta kalabilmesinin yolunun teknoloji ve akıllı tekniklere adaptasyon ve inovasyon süreciyle büyümekten geçtiğine inanıyorlar.

Zira tıpkı dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi üretim maliyetleri ve satış fiyatları çiftçinin ayakta kalabilmesinde kritik öneme haiz.

Avustralya’da en küçük aile işletmelerinde 200 baş hayvan varken, 3 bin-5 bin baş hayvanı olan şirket mantığıyla yönetilen çiftlikler de bulunuyor.

Ülkedeki ortalama çiftlik büyüklüğünün 350 baş olduğunu öğreniyoruz.

Hayvancılıkta en büyük maliyet olarak Avustralya’da da yem ve işçilik ilk iki sırada yer alıyor. Son yıllarda değişen trendlere göre süt etten, et de koyunculuktan daha kârlı bir hale gelmiş.

Türkiye’de olduğu gibi Avustralya’da da kırsal nüfus yaşlanıyor. Ortalama çiftçi yaşı 56. Kırsaldan kente göç konusu burada da var. Arazi fiyatlarındaki yükseliş de bir başka önemli mesele.

Bunun farkına varan Avustralya devleti, genç nesli yeniden tarıma kazandırmak adına farklı projeler yürütüyor. Daha önceki yazımızda bu konuya kısmen değinmiştik.

Ellinbank Ulusal Süt Araştırma Merkezi’nde de çiftlik işletmeciliği alanında gençlere eğitimler veriliyor. Onlara maddi yardım ya da hibelerden öte bu işi kârlı şekilde nasıl yapabileceklerinin yolları ve yöntemleri gösteriliyor.

Zaten Avustralya’da devlet çiftçiyi sübvanse etmiyor. Tahmin ettiğimizin aksine Avustralya’da kooperatifçilik de çok yaygın değil. Herkes kendi ayağının üzerinde durmaya çalışıyor.

Koyunculukta da bir değişim süreci yaşandığını öğreniyoruz.

30 yıl önce merinos koyunu, yünü için yetiştirilirken, yün fiyatları düşünce küçükbaşta et üretimine ağırlık vermişler.

Şimdilerde yün yeniden revaçta olmaya başlamış. O yüzden küçükbaş tarafında yün ve et verimi yüksek hayvanların ıslahı üzerinde çalışıyorlar.

İklim değişikliği başta olmak üzere tarımdaki koşulların zorlaşması ile birlikte daha efektif bir tarım planlaması ortaya koymuşlar. Mesela hayvancılık politikaları oluşturulurken konunun merkezine toprak ıslahını da kapsayacak şekilde bitkisel üretim stratejisini koymuşlar.

Dekar başına verim artışı sağlayarak yem maliyetlerini ne kadar düşürebileceklerini hesaplıyorlar.

Yine hayvanların yemden faydalanma oranları üzerine araştırma yapıyorlar. Teknoloji sayesinde hayvanların beslenirken lokma sayısılokma büyüklüğü ve lokmaları çiğneme/geviş getirme süreleri inceleniyor.

Meralardaki ot yüksekliği ve yoğunluk oranları dronelar sayesinde ölçülüyor. Bu araştırmalar sonucunda hem meraların etkin kullanımını hem de hayvanların meralardan faydalanma oranını artırmayı hedefliyorlar.

Yapılan saha araştırmalarında çiftliklerde düşük teknoloji kullanıldığını tespit edip sensör teknolojisinden toprak nemini ölçen sistemlere, meteoroloji istasyonlarından hayvan takip cihazlarına kadar yeni teknikleri daha çok yaygınlaştırmaya başlamışlar. Amaç, çiftçiye bilgi ve veri sunarak daha sağlıklı kararlar almasını sağlamak.

Hayvan atıklarının çevreye olumsuz etkisini azaltarak ekonomiye kazandırılması konusunda da projeler yürütüyorlar.

Bizim yıllardır başaramadığımız havza bazlı üretim modelini hali hazırda uyguluyorlar.

Ellinbank Ulusal Süt Araştırma Merkezinin ardından Victoria Eyaleti Tarım Bakanlığı’nı ziyaret ediyoruz.

Burada da bakanlığın politika uzmanı David McIver bize dijital tarım konusunda bilgiler veriyor.

Gıda inovasyonu ağı üzerine çalıştıklarını anlatan David, küçük ve orta ölçekli işletmelerle bağlantı kurduklarını ve çiftlikteki üretim sonrası sürece dair gıda inovasyonu girişimciliğinidesteklediklerini söylüyor.

Buna, gıda atıklarını inovasyonla farklı ürünlere dönüştürmek de dahil.

Fikirler hayata geçirilirken işin içinde üniversite, kamu kurumları ve danışmanlık şirketleri de yer alıyor. Teşvik ve hibeler sağlanırken start-up’ların kendi ayakları üzerinde durması ya da melek yatırımcı bulması hedefleniyor.

Yeni Zelanda ve İngiltere’de de var olan gıda inovasyon ağı her geçen gün genişliyor.

Zaten dijital tarım stratejileri de farklı ayaklardan oluşuyor ve tüm bu süreçleri kapsıyor.

Stratejinin 5 önemli ayağı arasında Ar-GeStart-Up DesteğiÇiftlikte AdaptasyonBeceri ve Eğitim ile e-devlet bulunuyor.

David diyor ki, “Kırsaldaki üreticiler yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayabiliyor. O yüzden çiftçilerin teknolojiye erişiminin önündeki engelleri tespit ediyor ve uygulamalı olarak teknolojinin avantajlarını üreticilerimize göstererek ikna ediyoruz.”

Kırsaldaki üreticilerin yeni teknolojilere adaptasyonu ve eğitimini de kapsayan programlara ağırlık veren bakanlık, daha doğru karar almaları ve işletmelerin kârlılığını artırması yönünde üreticilerle sürekli dirsek temasında.

Gördüğümüz kadarıyla eyaletler arasında tarım politikaları ve projeleri farklılık gösteriyor. Her eyalet kendi dinamikleri ve şartları doğrultusunda terzi usulü politika ve stratejiler geliştiriyor.

Avustralya’da da dijital teknolojiyi en az kullanan sektör tarım. Ama tarım sektörü aynı zamanda dijital teknolojiye en fazla ihtiyaç duyacak sektör olarak da nitelendiriliyor.

Yarınki yazımızda Melbourne’deki son durağımız olan La Trobe Üniversitesi’nden aktaracaklarımız var.

Sonrasında başkent Canberra’da Avustralya Tarım ve Su Kaynakları Bakanlığı’ndaki görüşmelerimizi ve Ulusal Çiftçi Federasyonu’nda aldığımız notları paylaşacağız.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/irfan-donat-avustralyanin-hayvancilik-politikasi-ve-vizyonu/feed/ 0
İrfan Donat – Wall Street’teki işini bırakıp koyunculuk yapan Avustralyalı https://merhabaaustralia.com.au/wall-streetteki-isini-birakip-koyunculuk-yapan-avustralyali/ https://merhabaaustralia.com.au/wall-streetteki-isini-birakip-koyunculuk-yapan-avustralyali/#respond Fri, 28 Jun 2019 07:56:49 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=36902

Bloomberg Televizyonu tarım programı yapımcısı İrfan Donat Beyefendinin Avustralya seyahat izlenimleri ve Avustralya tarımına ilişkin yapmış olduğu değerlendirmeleri kendisinden almış olduğumuz müsadeyle sizlere aktarmaya devam ediyoruz.


Avustralya seyahatimizin ikinci gününde Sydney’den Melbourne’e uçuyoruz.

Tarım ve Su Kaynakları Bakanlığına bağlı karantina tesislerini geziyoruz.

Fotoğraf ya da video görüntüsü almanın yasak olduğu tesislerde yetkililer bize ülkenin karantina politikaları hakkında detaylı bilgiler veriyor.

Avustralya, kedi ve köpek başta olmak üzere evcil hayvanlar konusunda hastalıktan ari konumda.

Bu durumu korumak için kedi ve köpekler dahil tüm hayvan ve bitkiler Avustralya’ya varışta karantinaya alınıyor.

Karantina süresi en az 10 gün sürüyor ve karantinada geçen her bir günün faturası da hayvan sahiplerine fatura ediliyor.

Avustralya kendi biyolojik çeşitliliğini ve biyogüvenliğini en üst seviyede korumak adına karantina konusunda oldukça sıkı bir politika izliyor.

92 farklı ülkeden ithalat gerçekleştiren Avustralya’da, eğer ithal edilen canlı bitkilerde herhangi bir risk tespit edilirse 5 yıla kadar gözetim altında kalabiliyor.

O yüzden de dünyadaki en sıkı ve sistemli karantina modeli olarak nam salmış.

Bu alanda en sıkı ikinci ülkenin Yeni Zelanda olduğunu öğreniyoruz.

Ülkeye giren/ithal edilen hayvan, bitki türleri ve tohumlar gerektiği takdirde 10 gün ila 5 yıl arasında karantinada kalabiliyor.

Karantina merkezinde olası bitki zararlıları, hastalık ve haşerelere karşı tanı koyma ve koruma çalışmaları yürütüyorlar.

BEYAZ YAKALI GİRİŞİMCİNİN HAYVANCILIK HİKAYESİ

Melbourne’de ikinci durağımız şehrin yaklaşık 80 kilometre dışındaki bir çiftlik.

Avustralya beyaz koyunu yetiştiren Toni Barton’ı ziyaret ediyoruz.

Toni aslında bir beyaz yakalı girişimci.

2008 Küresel Finansal Krizine kadar ABD’nin New York şehrinde yaşayan ve Wall Street’te dünyanın en büyük sigorta şirketlerinden AIG’de üst düzey yöneticilik yapan Toni Barton, yaklaşık 5-6 yıl önce çok farklı bir hayatın içine giriyor.

Toni, 200 dekar arazide 200 baş koyunuyla üretim gerçekleştiriyor.

Çevresinde koyunculuk yapan komşuları ilk başlarda Toni’nin en fazla 1-2 yıl dayanabileceğini söyleyerek, sonunda pes edeceği ya da batacağı noktasında iddiaya giriyor. Ancak 5 yılın sonunda Toni batmak bir yana bölgede bu işi en kârlı yapan çiftçilerin başında geliyor.

Tabii bu başarıda Toni’nin finans dünyasında kazandığı tecrübe ve dünyaya bakış açısı da önemli bir etken.

Zira Toni geleneksel üretim modelinin biraz dışına çıkarak katma değerli üretim ve markalaşmaya yoğunlaşıyor.

Maliyet/kâr marjı hesabını en ince ayrıntısına kadar yapan Toni, inovatif gıda ürünleri ve yenilikler üzerine kafa yoruyor. O yüzden de sadece işin salt üretim tarafında değil katma değer yaratma ve markalı ürün pazarlama tarafında da bir fiil yer alıyor. İnovatif ürünler geliştirirek helal sertifikası bile alıyor. Amacı uzun vadede sadece iç piyasa değil yurtdışına da ürünler pazarlayabilmek.

Toni, koyunlarını yılın neredeyse tamamında merada rotasyonlu şekilde otlatıyor, hayvanlarının önüne hazır yem koymuyor. Biyogüvenlik programını sıkı şekilde uyguladığı için şuana kadar hayvanlarında çok ciddi bir hastalıkla karşılaşmıyor.

İşinin başında olduğu için her gün düzenli olarak hayvanlarının gözünü, ayaklarını, genel görünümünü kontrol ediyor.

Merada koyun yetiştirmesi ve hayvanlarına hiçbir şekilde kesif yem vermemesinde tüketici tercihinin/talebinin önemli bir etken olduğunu söylüyor.

Koyunlarını aracılara canlı ya da karkas şeklinde satmak yerine kendi mezbahasında işleyerek son tüketiciye aracısız ulaşıyor.

Her ay 12 kez üretici ve tüketicinin buluşturulduğu şehrin çiftçi marketlerine (Farmers Market)sabahın 4’ünde kalkarak gidiyor. Yaptığı hesaba göre bölgede diğer üreticiler her bir koyundan 150 dolar kazanırken, kendisi katma değerli ve markalı üretim sayesinde 450 dolar kazanıyor. Müşteri ile direkt buluştuğu için tüketici taleplerini daha iyi anladığını ve ona göre bir üretim modeli şekillendirdiğini söylüyor.

Toni, tarım sektörüne bakış açısını şu sözlerle özetliyor: “Her çiftçi bir girişimci ve problem çözücü olmak zorunda. Aksi takdirde bu işi uzun vadeli yapmak her geçen gün daha zor hale geliyor. Çiftçiler dirençli olmak zorunda çünkü gelecekte bizleri ne tür riskler bekliyor, kimse net şekilde bilemiyor. Çiftçilere ‘ünlü insanlar’ gibi davranılmalı çünkü her insanın ihtiyacı olan gıdaları çok zor şartlarda üretiyorlar ve çiftçilerin sayısı artık çok fazla değil. Zorlaşan üretim koşulları çiftçileri daha inovatif olmaya ve yeni fırsatlar aramaya zorluyor.”

Ama şu notu da düşmekte fayda var…

Toni’nin butik üretim modelini tüm Avustralya hayvancılık sistemine mal etmek doğru olmaz.

Sonuçta bu işi büyük ya da küçük çaplı yapan işletmelerin kendi üretim ve pazarlama modelleri var. Mevcut sistemde tıpkı Türkiye’deki gibi aracılar da var.

Ama genel itibariyle ülkede hayvancılığın meraya dayalı bir beslenme modeliyle yapıldığının altını çizelim.

Melbourne kırsalına doğru giderken yolda sağlı sollu şekilde meralarda yayılan büyükbaş ve küçükbaş hayvanları sık sık görüyoruz. Arada kangurulara da rastlıyoruz.

Bu da çiftçilerin hayvancılıktaki en büyük girdi kalemlerinin başında gelen yem maliyetlerinde önemli bir avantaj anlamına geliyor.

Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi Avustralya’da da küçük aile işletmeleri zorlu bir dönemden geçiyor.

Sektör temsilcileri, küçük işletmelerin ancak büyüyerek, teknolojik gelişmelere adapte olarak veya bir araya gelerek ayakta kalabileceği görüşünde.

Ya da tıpkı Toni’nin yaptığı gibi farklı bir strateji izlemeleri gerekiyor.

Melbourne’deki ziyaretlerimiz bununla sınırlı değil.

Ellinbank Ulusal Süt Araştırma Merkezi ve Victoria Eyaleti Tarım Bakanlığı’nı da ziyaret ettik.

Ayrıca La Trobe Üniversitesi kampüsünde yer alan Tarımsal Biyoteknoloji Merkezi’nde de görüşmeler yaptık.

Bir sonraki yazıda ülkenin hayvancılık tarafına biraz daha genel bir açıdan bakacağız.

Sizlere ayrıca Avustralya’da tarım teknolojileri, girişimcilik ve inovasyona dair izlenen stratejileri aktaracağız.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com 

www.bloomberght.com

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/wall-streetteki-isini-birakip-koyunculuk-yapan-avustralyali/feed/ 0