Yazı dizileri

Avustralya’da ilk Müslümanlar ve Melbourne’de Muhammedî Bayramı (3)

(BÖLÜM III ile seri kaldığı yerden devam ediyor.)

1800’lü yılların ikinci yarısında, denizden değerli madenleri çıkaran şirketler güneydoğu Asya’dan “Malezyalı”ları sözleşmeli işçi olarak getirmiş. 1800 kadar Malay dalgıç, bu şirketler için çalışmışlar. Geldikleri yer de bugün Broom olarak bilinen, kendisine en yakın şehre binlerce kilometre uzak olan bir kasaba. Aynen Endonezyalılar gibi, Malaylar arasında da tek tük de olsa burada kalıp Aborjin halkla evlenenler olmuş. Zaten Kuzey Avustralya’da Aborjin olup da soyadı Hassan veya Khan olan insanlar var, bu insanlar zamanında Müslümanlarla evlenen aborjinlerin torunları.

Japon ve Malay inci dalgıçları, Broome – 1915.

Tabi Endonezyalı ve Malay müslümanlar bir grup olarak geldikleri için kendilerini muhafaza edebilmişler ama İngiltere’nin buraya ayak basmasıyla buraya gönderilen müslümanlar da olmuş. Mesela 1802 yılında yapılan sayımlarda, tutuklu olarak gönderilenler arasında dini Muhammedî olarak tanımlanan kişiler mevcut. Biliyorsunuz Avustralya aslında kraliçenin hapishanesidir, 1788 den sonra 80 yıl boyunca yaklaşık 162 bin mahkum Avustralya’ya sürülüyor, açıkhava cezaevi gibi bir şey. Yine 1796 yılında, yani kaptan Cook’un Avustralya kıyılarını keşfetmesinin 26. yılında, Yeni Zelanda yakınlarında bir hapishane olarak kullanılan Norfolk adasındaki gemilerde çalışan müslümanlardan bahsediliyor. İşleri bitince hemen hepsi Tazmanya’ya taşınmış. O da Avustralya’nın bir eyaleti. 2006 yılında Norfolk adasında yapılan sayımlarda sadece 6 kişi kendisini “Hristiyan olmayan” diye nitelendirmiş. Ama hangi dinden olduklarını bilmiyoruz, yani o gemilerde çalışan kişilerin o adada ya kaybolup gittiğini, yahut tamamen Tazmanya’ya göç ettikleri sonucunu çıkarabiliriz.

Büyük bir kısmı devasa çöllerle kaplı olan Avustralya’da nüfusun çok büyük bir kısmı ülkenin güneydoğu kıyı kesimlerinde yaşıyor.

Endonezyalı ve Malay müslümanlar ticari amaçla geledursun, bu arada çok ilginç bir şey oluyor. Haritaya bakarsanız açıkça görebilrsiniz, Avustralya’nın kıyıları yaşamaya elverişli ama orta kesimi tamemen çöl. Yani deniz yolculuğu dışında insanlar bir şehirden diğerine gidememişler uzun süre. Bu çölleri keşfetmek, ve ticaret mallarını yükleyip taşımak için 1840’da ilk defa Avustralya’ya yurt dışından develer getiriliyor. Fakat bakıyorlar ki sadece deve getirmekle olmuyor, bunların dilinden anlayan, dayanıklı deveciler de lazım, 1860’tan 1900 lü yılların başına kadar öbek öbek, toplamda 4000 Müslüman Afgan deveci -Afgan derken o zamanki Afgan devletinde Hindistan ve Pakistan’ın da bir kısmı olduğunu düşünün-, toplamda 10 ila 12 bin deveyi gemilere yükleyip Avustralya’ya geliyorlar, ve bu çöllerde uzun süre haritalama çalışması yapıyorlar.

1800’lerin ortaları ile on dokuzuncu yüzyılın sonu arasında, Afganistan’dan develer ve onları yönetmek için 3000’den fazla Afgan, uzun ve yorucu bir yolculuk sonrası Avustralya’ya ulaşıyor.

Bayağı bir şey keşfediyorlar, hatta Avustralya’nın meşhur Uluru kayalıkları da dahil. Şu anda Avustralya’daki şehirlerarası demiryollarının rotaları bu deveciler tarafından belirlenmiş. Ardından demiryolu inşaatlarında da çalışıyorlar. Mesela kuş uçmaz kervan geçmez, Avustralya çölünün orta yeri diyebileceğimiz bir yerleşim yeri olan Alice Springs’de bir Afgan camisi var. Ta o zamanlardan kalma bir mirasın neticesi. İlk cami ise resmen çölün derinliklerinde bir yerde, Marree ismindeki bir kasabada açılmış. Çok basit bir yapı, bana mescid-i nebevînin anlatılan ilk halini hatırlatıyor.

Marree Camii, 1882 yılı civarında Güney Avustralya’nın Marree kentinde inşa edildi. Ancak bazı tarihçiler, kesin yılın 1861 civarında olduğunu ileri sürüyor. Öndeki havuz, camiye girmeden önce ibadet edenler tarafından ayaklarını yıkamak için kullanılıyordu.

Kütüklerle ve çamurla desteklenmiş, saz ve kamışlarla çatısı oluşturulmuş bir yapı. Gördüğünüz mescit aslında bu ilk mescidin bir replikası, kopyası olarak yapılmış ve anıt olarak duruyor. Bu devecilerin özellikle kuzey güney rotasında çalışırken basit imkanlarla hazırlanmış 100 kadar mescit inşa ettikleri tahmin ediliyor. Günümüzde hala kullanılan en eski camiyi soracak olursanız, 1889’da bitirilen Adelaide camisi, Adelaide şehrinin merkezinde hala vakit namazlarınızı eda edebileceğiniz bir cami. Şu an, bu devecilerin açtığı demiryolları halen kullanımda ve en meşhur olanın ismi de Kuzey ve Güneyi birleştiren Ghan demiryolu. İsminden ve logosundan da anlaşılacağı üzere Afganlar’a ithafen bu isim ve logo belirlenmiş.

İlk kez 1929 yılında hizmet sunan Ghan, başlangıçta Afgan Ekspresi olarak biliniyordu. Bugün ise dünyanın en büyük yolcu trenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yolcular Darwin, Alice Springs ve Adelaide arasında 48 saat süren seyahat hizmetiyle 3000 km’lik mesafe yol kat ediyor.

(*BÖLÜM IV yarın. Yazı dizimizin finalini kaçırmayın.)

https://www.avustralyapostasi.com.au/avustralyada-ilk-muslumanlar-ve-melbournede-muhammedi-bayrami-1/

https://www.avustralyapostasi.com.au/avustralyada-ilk-muslumanlar-ve-melbournede-muhammedi-bayrami-2/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu