Beynimizi genç tutmanın yolu basit olsa da, birçok yetişkin tarafından ihmal ediliyor – Fiziksel aktivitenin beyne etkisi

Hepimiz egzersizin sağlığımız için faydalı olduğunu biliyoruz, aslında bu yüzden egzersiz yapmak biraz daha zor gelmeye başladığında iyi hissediyor ve devam ediyoruz.
Hareket etmek kalbimizi koruyor, sağlıklı bir kiloda kalmamızı sağlıyor ve ruh halimizi olumlu yönde etkiliyor. Fakat bunların yanı sıra egzersiz yapmak, beynimizin yaşlanmasını da önlüyor. Hatta görme yetimizi bile koruyor.
Fiziksel aktivite, Alzheimer ve Parkinson hastalığı gibi nörodejeneratif, yani nöronların hasar gördüğü bozuklukların ilerlemesini yavaşlatmayı destekleyen tedaviler arasında önemli bir yere sahip.
Peki, egzersiz yaptığımızda kaslarımızda meydana gelen bu uyarılma, nasıl oluyor da beyni etkiliyor?
Fiziksel aktivite, beyne giden kan akışını hızlandırıyor ve böylelikle oksijen iletimini sağlıyor. Bu nedenle egzersiz yapmanın öğrenmeyi kolaylaştırmak, hafızayı geliştirmek ve ilerleyen yaşlara bağlı olarak düşünsel yeti yitimini engellemek gibi, kanıtlanmış olumlu etkileri bulunuyor.
Beynimiz, milyonlarca hücrenin birbirine bağlanarak oluşturduğu karmaşık ağlar sayesinde fonksiyonlarını yerine getirebiliyor. Egzersiz ise, hücreler arasındaki bu bağları güçlendirmeyi sağlamakla birlikte yeni beyin hücrelerinin oluşmasına da yardımcı oluyor.
Üstelik egzersiz yapmanın faydaları bununla da kalmıyor, egzersiz sonrası bu süreçler göz sağlığımızın korunmasına da katkıda bulunuyor. Işık gözümüze geldiğinde, retinamızdaki hücreler tarafından algılanıyor. Bu hücreler, ışığı bir sinyal halinde beyne iletiyor ve nihayetinde görüntü oluşuyor.
Retina, beyne bağlı bir yapı olduğundan dolayı, bazı bilim insanları egzersizin beyin üzerindeki olumlu etkilerinin gözler için de etkili olup olmadığını araştırdılar.
Araştırmalardan elde edilen sonuçlar ise düzenli egzersizin, gelişmiş dünyada körlüğün önde gelen nedeni olan yaşa bağlı maküler dejenerasyonun (sarı nokta hastalığı, AMD) görülme sıklığını ve görüldüğü durumlarda da hastalığın şiddetini azalttığını gösteriyor. Egzersiz yapan kişilerinin görme yetilerinin, hareketsiz yaşam tarzına sahip kişilere oranla daha iyi olduğu biliniyor.
Egzersiz yaptığımızda kaslarımızın uyarılması ile vücudun geri kalanına etkisini endokrin sisteme benzetebiliriz: Vücuttaki bir dizi mekanizmaya aracılık etmek ve kontrol etmek için sinyaller üreten bir organlar topluluğu gibi. Örneğin büyümeye ve enerji yakımına yardımcı olan tiroid bezi; kan şekerini kontrol etmek için insülin salgılayan pankreas; libido ve stresi kontrol eden adrenal bez bu şekilde çalışıyor.
Konu üzerinde bilimsel çalışmalar devam etmekteyken, kasların da endokrin sisteme benzer şekilde kimyasal mesajlar gönderdiğinin ortaya koyulması sayesinde bilim insanları, egzersizin beyin de dahil olmak üzere tüm vücuda nasıl faydalar sağladığının anlaşılması konusunda önemli bir adım atmış oldular.
Gelecek çalışmalarla birlikte, nörodejeneratif hastalıkların ilerlemesinin fiziksel egzersizlerle yavaşlatılması ve/veya durdurulmasına yönelik tedavi programları oluşturulması sağlanabilir.
Bilimsel çalışmalar, egzersiz yapması mümkün olmayan bireyler için umut vadediyor
Egzersiz, yaşa bağlı bilişsel ve zihinsel gerilemelerin önlenmesi için önemli olsa da, ileri yaşlardaki herkes için uygun olamayabiliyor.
Fakat, kasların gönderdiği bu kimyasal mesajlar ayrıca incelenip farklı yöntemlerle taklit edilebilirse; fiziksel olarak egzersiz yapmaları mümkün olmayan bireylerde aynı ya da benzer etkiler sağlanabilir. Bunu bir nevi ‘’egzersiz hapı’’ gibi düşünebiliriz. Eğer bu yönde çalışmalar başarılı olursa, kalp ritminizi hızlandıracak bir hareketliliğe gerek kalmadan, vücudunuz moleküler olarak egzersiz yapmanın faydalarından yararlanabilecek.
Bu bilgi ile, ileride geliştirilebilecek tedaviler için umut verici bir durum ise, nörodejeneratif hastalıkların kendi içlerinde yüksek benzerlik göstermeleri. Yani eğer bir nörodejeneratif hastalığın bu şekilde tedavisi sağlanabilirse, başka nörodejeneratif hastalıklarda da olumlu sonuçlar alınabilecek.
Tabii ki bir ‘’egzersiz hapı’’nın geliştirilmesi, fiziksel olarak egzersiz yapmak için bir engeli bulunmayan kişilerin hareketsiz bir hayatı benimseyebileceği anlamına gelmiyor. Hareket etmenin, bilim insanlarının bir ilaçta toplayabileceği kimyasal sinyallerin ötesinde, sayısız faydası var!



