rank-math domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131rocket domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131Yaşa, cinsiyete, işe, dine, eğitim ya da gelir seviyesine bakılmaksızın, insanların çoğu Aborijinlere karşı olumsuz bilinçaltı görüş taşıyor.
Shirodkar, “Kesinlikle şoke ediciydi, fakat tam bir sürpriz de olmadı. Yerli halk hakkında çok olmasa da, geri kalanımız hakkında daha fazla olmak üzere bir şeyler söylüyor” dedi.
Batı Avustralyalılar ve Queenslandliler daha yüksek seviyelerde bilinçaltı önyargı taşırken, Northern Territory’de ve ACT’de yaşayanlar daha az önyargıya sahip.
Avustralyalıların Aborijinlere karşı gösterdiği önyargı, ABD’de AfroAmerikalılara karşı gösterilen önyargı ile aynı seviyede bulunuyor.
Çalışmada 2009’dan bu yana 11,000 vatandaş test edildi.
Çalışmada internetten gönüllü olan kişilerin bir çağrışım testinde cevap sürelerine bakıldı, beyazlarla Aborijinlerin fotoğraflarının yanında olumlu ve olumsuz kelimeler ekranda gösterildi.
Shirodkar, vatandaşların bilinçaltı bir önyargıları olabileceğine, fakat yine de bu önyargıyla hareket edip etmemeyi seçebileceklerine işaret etti.
Uzman, “Buna karşı çıkmazsak, her gün aldığımız kararların içine sızabilir” dedi.
Şoke edici rapor, binlerce Avustralyalının haftasonu gözaltında Aboroijin ölümlerini protesto etmesiyle aynı zamana denk geldi.
Shirodkar, raporun bugünlerde yayımlanmasının bir tesadüf olduğunu belirtti, fakat dünya genelinde Siyahi Hayatlar Önemlidir protestolarının insanlara durup düşünme fırsatı verdiğini belirtti.
Uzman, “Çalışma, belki de içimizde birbirimize nasıl davrandığımızı daha fazla düşünme fırsatı verebilir, aynı zamanda birbirimiz hakkında nasıl düşündüğümüz konusunda da fikir verebilir” dedi.
]]>Tüm dayanıklı tüketim ürünlerinin satışı yüzde 39 artarken, kolay bozulan ürünlerinki ise yüzde 22 yükseldi.
İkinci sırayı yüzde 150 artışla un alırken, uğruna kavgaların çıktığı tuvalet kağıdı yüzde 110 artışla ancak üçüncü sırada geldi.
İlk üç ürünü makarna, noodle ve konserve sebze takip etti.
İçki satışları da yüzde 30 artış gösterdi.
Grifftih Üniversitesi Pazarlama Bölümü Öğretim Üyesi Dr Charles Jebarajakirthy, birçok vatandaş için maddi yönden zor bir dönemde, gıda satışlarının bu kadar çok artış göstermesine şaşırdığını belirtti.
Uzman, “İşini kaybeden kişilerin bütçelerinde kesintiye gitmelerini beklersiniz” diyerek artış karşısında şaşkınlığını ifade etti.
]]>Bu hafta yapılan The Essential Report anketine katılanların sadece yüzde 14’ü kısıtlamaların gelecek ay kaldırılmasını desteklediklerini söylerken, gelecek 2 haftada gevşetilmesini isteyenlerin oranı sadece yüzde 6’da kaldı.
Başbakan Scott Morrison, sosyal mesafe tedbirlerini kaldırmayı değerlendirmesi için en az 1 ay daha olduğunu açıkladı.
Ankette vatandaşların krizin ekonomi üzerindeki olumsuz etkisinden giderek daha çok kaygı duymaya başladıkları belirlendi.
Bu oranın geçen haftaya göre yüzde 2 daha yükseldiği belirtilirken, krizin emeklilik, tasarruflar ve yatırımlar üzerindeki olumsuz etkisinden kaygı duyanların oranı da yüzde 63’ten yüzde 67’ye çıktı.
Katılımcıların yaklaşık yarısı, ekonomide 1 yıla kadar sıkıntı yaşanacağını, ardından durağan hale gelip aylar sonra da yavaşça büyümeye başlayacağını düşündükleri bildirildi.
29 Mart’ta-virüsün ülkede zirve yaptığı zamanda-katılımcıların yüzde 53’ü hastalık tehdidinden “çok kaygılı” odluklarını belirtmişti.
20 Nisan’daki anket sonuçlarına göreyse, kaygı oranı yüzde 44’e geriledi.
Ankette, vatandaşlar arasında hükümetin virüs temas izleme yazılımı tasarısının kaygıya sebep olduğu ortaya çıktı.
Katılımcıların yüzde 57’si yazılımın kendilerini rahatsız ettiğini bildirirken, sadece yüzde 23’ü konuyla ilgili bir sorunları olmadığını söyledi.
Pazartesi federal ve eyaletler liderleri, kategori 2 ve bazı kategori 3 cerrahi ameliyatlarla ilgili kısıtlamaların 27 Nisan’dan itibaren kaldırma konusunda anlaştı.
Başbakan Morrison, bunun ülkenin virüs sonrası dünyaya dönüşte önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Süpermarketler de eve teslimata yeniden başlıyor, bu da normale yavaşça dönüşün bir işareti olarak algılanıyor.
Öte yandan Merkez Bankası Başkanı Philip Lowe, 850,000 işten çıkarılan vatandaşın salgının bitmesinden yıllar sonra bile işsiz kalmaya devam edecekleri uyarısında bulundu.
Merkez Bankası, ülke ekonomisinin yıl ortası itibariyle yüzde 10 daralacağını, ardından da uzun ve yavaş bir düzelme gerçekleşeceğini öngörüyor.
]]>ABS’in telefonla yaptığı Nisan’ın ilk haftasında yaptığı, salgının işler, çalışılan saat sayısı, sağlık tedbirleri, hijyen, sosyal mesafe, kendini tecrit, grip aşısı ve seyahat başlıklarındaki anketine 1059 vatandaş katıldı.
Katılımcıların yüzde 87 kadarı da geçen 4 haftada kişisel toplanmaları iptal ettiklerini belirtti.
ABS hanehalkı anketleri program müdürü Michelle Marquardt, “Vatandaşların çoğu COVID-19’un yayılmasını önlemek için kamu sağlığı kurallarına uyuyor” dedi.
Yaklaşık her 10 vatandaştan 9’u (yüzde 87) normal zamandakine oranla ellerini daha fazla yıkıyor ve/veya dezenfektan kullanıyor.
Katılımcıların yarısı kadarı yüzlerine dokunmama tavsiyesine uyarken, her 6 kişiden 1’i (yüzde 17) zorunlu sebeplerle evden çıktıklarında yüz maskesi takıyor.
Bu yıl şimdiden 2,2 milyon kişi grip aşısı yaptırmışken, 12,2 milyon kişi daha kış yaklaşırken aşı yaptırmayı düşünüyor.
Vatandaşların yüzde 52’si Mart ayında seyahat planlarını değiştirdiğini ya da iptal ettiğini söylüyor.
İş konusunda ise, iş sahibi vatandaşlardan yüzde 12 kadarı koronavirüs sebebiyle normalden daha fazla saat çalışırken, yaklaşık çeyreği (yüzde 24) daha az çalıştığını belirtiyor.
ABS yetkilisi, “Ankette iş sahibi kişi oranının Mart başı ile Nisan başı arasında yüzde 3 düştüğü görüldü” dedi.
Ankete katılan vatandaşların yüzde 66’sı, Mart’ın ilk haftasında iş sahibiyken, Nisan başında bu oran yüzde 63’e geriledi.
]]>Prof. Dr. Sebastian Vollmer ve araştırma görevlisi Dr. Christian Bommer’in çalışmasına göre ülkelerin tespit ettikleri resmi vaka sayıları gerçek sayıların çok büyük ölçüde altında kalıyor.
Vollmer ve Bommer çalışmasında, dünyanın önde gelen tıp dergilerinden Lancet’ta yayınlanan araştırmalardan elde ettikleri ölüm oranı tahminleri, vaka sayısı, ölü sayısı ve enfekte olunan tarihten ölüme kadar geçen zaman dilimi verilerini kullandı.
Bu veriler Birleşmiş Milletler’in nüfus verileri de kullanılıp ağırlıklandırılarak, istatistiki model oluşturuldu.
Araştırma, ülkelerin tahmini vaka tespit oranlarını da ortaya koyuyor.
Buna göre Almanya’da tespit oranı yüzde 15.58’ken, Türkiye’de bu oran yalnızca yüzde 0.12. Virüsten en çok etkilenen Avrupa ülkelerinden İtalya’da yüzde 3.50, İspanya’da yüzde 1.68. En çok vaka tespiti yapabilen ülke yüzde 49.47 ile Güney Kore olurken onu yüzde 25.16 ile Japonya izliyor.
Araştırma, 31 Mart’a kadar olan resmi vaka ölüm sayılarını kapsıyor. Araştırmanın sonucuna göre Türkiye’de bu tarihteki tahmini vaka sayısı 11 milyon 161 bin 684. Bunun nüfusa oranıysa yüzde 13.23. Bu anlamda, araştırmaya göre Türkiye virüsün nüfusa oranla en çok yayıldığı ülke. İkinci sırada yüzde 12.24’le İspanya geliyor. Araştırmaya göre, İspanya’da gerçek vaka sayısı 5.5 milyonun üstünde.
Araştırmayı yürüten Vollmer şunları söyledi: “Bu sonuçlar hükümetlerin ve politika belirliyicilerin tedbir planları için vaka sayılarını yorumlarken son derece dikkatle yaklaşmaları gerektiği anlamına geliyor. Yetersiz sayıda yapılan ve zaman zaman yanlış sonuç verebilen testler nedeniyle resmi rakamlar sağlıklı bilgi sağlamıyor”.
Araştırmacılar ülkelerin altta yatan bir hastalığın yaygınlığı, sağlık sisteminin kalitesi ve kapasitesi, salgının hangi aşamasından oldukları gibi özelliklerine göre sonuçların değişkenlik gösterdiğini ifade etti.
Buna örnek gösteren araştırmacılar sağlık sistemi çok iyi olarak değerlendirilen ülkelerin Çin’e göre hasta tedavisinde daha başarılı olabileceğini, bunun bir sonucu olarak da bildirilen ölü sayısının daha yüksek bir vaka sayısına karşılık gelebileceğini, bunun da beklenenden daha düşük bir tespit oranına yol açacağını ifade etti.
Araştırmacılar bu tür farklılıkların çalışmaya dahil edilmesini sağlayacak veriler olmadığı için çalışmanın basitleştirilmiş varsayımlara dayandırıldığını belirtti.

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nin yaptığı anket sonuçlarına göre, Başbakan Scott Morrison’ın onaylanma oranı da krizden bu yana darbe aldı, vatandaşların üçte birinden daha azı Morrison Hükümeti’ne güven duyduğunu belirtti.
Baş araştırmacı Nicholas Biddle, yangınlardan ne kadar çok sayıda vatandaşın dolaylı olarak olumsuz etkilendiği gerçeğinin kendisini şaşırttığını söyledi.
Profesör Biddle, “Bu dolaylı etkilenme, birçok yönden tutumlarda ya da inançlarda sadece doğrudan etkilenmeden daha büyük etki yapmıştır” dedi.
Biddle, bu kadar kısa sürede güvenin azalmasının, sadece hükümet için değil, aynı zamanda ülkenin politik sistemi için de zorluk anlamına geldiğini belirtti.
Akademisyen, “İyi bir politik sisteme, vatandaşları tarafından güven duyulması gerekir” dedi.
Profesör Biddle, hükümetin gelecek federal seçimden önce anketlerde toparlamak için bolca zamanı olduğunu da ekledi.
Ankette vatandaşların yüzde 75’inden fazlasının orman yangınlarından doğrudan ya da dolaylı olarak olumsuz etkilendiği ortaya çıktı.
Bu orana mülkünü kaybeden, mülkü hasar gören ya da tehdit altında kalan veya tahliye edilmesi istenenler gibi doğrudan etkilenen yüzde 14 oranında vatandaş da dahil bulunuyor.
Ocak ayında 3000’in üzerinde vatandaşa Başbakan Morrison hakkında ne düşündükleri soruldu, vatandaşlar 10 üzerinden 3,92 puanla negatif yorumda bulundu, Haziran ayında bu oran 5,25 idi.
Hükümet de oy kaybına uğradı, Ocak ayında vatandaşların sadece yüzde 35’i Koalisyon’a oy vereceklerini belirtti. Ekim ayında bu oran yüzde 40 seviyesindeydi.
Ayınca, vatandaşların sadece yüzde 27’si hükümete güven duyduklarını ya da çok güven duyduklarını söyledi.
Çevre konusunda kaygı duyma olasılığı en yüksek kesimleri kadınlarla gençler oluştururken, başkentlerin dışındaki kişilerin konuya ilgisi daha düşük.
Hükümet içinde Avustralya’da fosil yakıtların geleceğiyle ilgili iklim savaşları konusu kızışırken, ankette vatandaşların yaklaşık üçte birinin (yüzde 37) yeni kömür madenlerini desteklediği tespit edildi, bu oran Haziran ayında yüzde 45,3 idi.
Profesör Biddle, “İnsanların tutumları, doğal afetlere maruz kalmalarının ardından fazla zaman geçmeden önceki tutumlarına geri döner, fakat daima afet öncesi seviyelere ulaşmaz. Tutumun ne oranda geriye döneceği, politik tartışmayla ya da politik tepkiyle bağlantılı görünüyor” tespitinde bulundu.
]]>Bu Kasım ayında ülke genelinde ortalama olarak sadece 11,9 milimetre yağış düştü ve bu durum ayı kayıtlardaki en kurak Kasım ayı yaptı. BOM, bu durumun ülkedeki yıkıcı orman yangınlarına yol açtığını belirtti.
Gerçekten de 2019 yılı kayıtlardaki en kurak ve sıcak yıllardan biri olma yolunda ilerliyor.
BOM’un bu hafta yayımladığı yeni verilere göre, bir bütün olarak Avustralya’da bu yıl Ocak ayından Ekim ayına kadarki yağış miktarı, kayıtlı en düşük ikinci yağış oldu. En düşük miktar aynı dönem için 1902 yılında kaydedilmişti.
Bütün olarak yıl, kayıtlı en kurak 10 yıldan biri olacak gibi görünüyor.
Durumun tek istisnaları ortadan kuzey Queensland’e kadar tropik kasırga Trevor’ın yılın ilk birkaç ayında ortalamanın üzerinde yağış getirmesi ve Batı Avustralya’daki Pilbara’ya tropik kasırga Veronica’nın kıyı boyunca sele yol açması olmuştu.
2019’un kesin olmayan durumu, yine de yılı “çok sıcak” yıllar trendini devam ettiren bir zaman dilimi kılıyor.
BOM, 2019 boyunca aşırı kurak, sıcak şartların bu ilkbaharda ülke genelinde ciddi yangınlara sebep olduğunu belirtti.
Dünyanın geneli için de BOM, 2019’un kayıtlardaki en sıcak 4 yıldan biri olacağı tahminini yaptı. Şu anki trendde, 2015, 2016, 2017 ve 2018 en sıcak 4 yıl durumunda.
Dünya çapında en sıcak 10 yıl bu yıl ile 1998 arasında gerçekleşti.
Avustralya’nın 10 en sıcak yılından sadece biri 2005’ten önce yani 1998 yılında yaşandı.
]]>Mapping Social Cohesion (Sosyal Uyum Haritası) raporuyla Avustralya’nın göçmenlik ve yurttaşlıkla ilgili bir fotoğrafı çekiliyor, en mutsuz bölgeler ve sosyal sözleşmenin yıprandığı kesimler ortaya çıkarılıyor.
Şoke edici bir oranlar Batı Avustralyalıların yüzde 30’u, göçmenleri ırklarına ya da etnik kökenlerine göre reddetmenin mümkün olması gerektiğini beyan etti.
Çalışmanın başyazarı Monash Üniversitesi’nden Profesör Andrew Markus, bu oranın eyalette azınlık bir kesime işaret ettiğini hatırlamak gerektiğine işaret etti.
Ankette ayrıca Batı Avustralyalıların yüzde 22’sinin geçen 12 ay içerisinde ırkları, etnisiteleri ya da dinleri sebebiyle ayrımcılığa maruz kaldıkları da ortaya çıktı.
Bu bakımlardan ayrımcılığa uğrayanların oranıyla Victoria yüzde 20 ile ikinci, Queensland yüzde 18 ile üçüncü, NSW yüzde 17 ile dördüncü ve Güney Avustralya yüzde 11 ile son sırada geldi.
Yine Batı Avustralya yüzde 37 oranla dine dayanarak göçmenlerin reddedilmesi gerektiği cevabıyla en başta geldi.
Ülkenin en mutsuzları 18-24 yaş arası gençler oldu ve genç Avustralyalıların yüzde 40’ı ülkenin geleceği hakkında umutsuz olduklarını belirtti.
Profesör Markus bu durumun sebebinin gençlerin hala kimliklerini ve kariyerlerini oluşturmak ve para biriktirmek için mücadele ettiklerine dikkat çekti.

Avustralya’nın geleceği konusunda karamsar olduklarını söyleyenlerden en kötümserler şaşırtıcı şekilde yüzde 41 ile güneşli Queensland’den çıkarken, ardından yüzde 34 ile NSW, yüzde 32 ile Victoria, yüzde 27 ile Güney Avustralya ve yüzde 23 ile Batı Avustralya geldi.
Sosyal güven de ankette araştırıldı, NSWliler yüzde 47 ile “çoğu insana güvenilebilir” diyerek kendilerini en çok güven duyan kişiler olarak tanımladı, ardından yüzde 42 ile Victoria ve Güney Avustralya, yüzde 41 ile Batı Avustralya ve yüzde 40 ile Queensland geldi.
Raporda en çok güven duyan kişilerin zengin Yeşiller seçmenleri oldukları, Yeşiller seçmenlerinin yüzde 61’inin “çoğu kişiye güven duyulabilir” dedikleri, buna yüzde 58 ile “refah içindeki” kişinin eşlik ettiği bildirildi.
En az güven duyan kişilerin fakir ONe Nation seçmenleri olduğu ortaya çıktı, One Nation destekçilerinin yüzde 23’ünün insanlara güven duyulabileceğini söyledikleri, ardından ise yüzde 28 ile “faturalarını ödemekte zorlananların” geldiği bildirildi.
]]>Çalışmayı NSW Sosyal Hizmetler Konseyi (NCOSS) ve Canberra Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Modelleme Ulusal Merkezi (NATSEM), 2015/16 mali yılı en son nüfus sayımı verilerini analiz ederek yaptılar.
Sydney’in dışında yaşayan kişilerin fakir olma olasılıkları daha yüksek.
İşsizlerin fakirlik içinde yaşıyor olma olasılıkları daha yüksekken, tam zamanlı çalışanların yüzde 5 kadarının da dezavantajlı kesimde oldukları belirtiliyor.
NCOSS’dan Anna Bacik, oranların bugün daha yüksek olma olasılığının “tamamen olası” olduğuna dikkat çekti, düşük maaşlar ve bölgesel kesimlerde süren kuraklığa işaret etti.
Burayı Sydney’in güneybatısındaki yüzde 27,7 ile Ashcroft/Busby/Miller ve yüzde 27,4 ile Fairfield bölgeleri takip ederken, ardından Hunter’daki Shortland/Jesmond bölgesi (yüzde 27) izledi.

2019 Mezunlar Sonuçları Anketi’ne 2016’da üniversiteden mezun olan 40,000’den fazla kişi katıldı ve kişiler 3 yıl boyunca izlendi.
Ortalama yıllık 58,700 dolar maaşla işe başlayan mezunların maaşı, işgücünde geçirdikleri 3 yılın ardından 72,800 dolara çıktı.
Veterinerlik (yüzde 96), mühendislik, (yüzde 95) ve hukuk (yüzde 95) de takip eden alanlar oldu.
Sydney Üniversitesi yüzde 93,2 ile orta vadede en yüksek tam zamanlı istihdam oranını verirken, Batı Avustralya Notre Dame Üniversitesi yüzde 92,8 ve Queensland Üniversitesi yüzde 92,5 oranlarla mezunlarına istihdam sağladılar.
]]>