rank-math domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131rocket domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131Bu duruma karşı bir mücadele başlatan SBS Radio, National Languages Competition’ı (Ulusal Diller Yarışması) 3’ncü kez düzenliyor.
SBS Radio Direktörü Mandi Wicks, yarışmanın daha fazla kişiyi yabancı bir dil öğrenmeye teşvik etmek amacıyla düzenlendiğini belirtti.
Ulusal yarışma ilk kez her yaştan insana ve İngilizce’yi ikinci dil olarak öğrenen öğrencilere de açık.
Wicks, yarışma organizatörlerinin Aborijin dilleri okuyan öğrencilerden daha fazla katılım almayı ümit ettiklerini söyledi.
“Geçmişte yarışmaya 70’den fazla dilde katılım aldık ve bunlar arasında Auslan gibi diller de vardı. Bu yıl yarışmaya Aborijin katılımının artmasını istiyoruz.”
SBS Ulusal Diller Yarışması’na katılım 18 Kasım’a kadar devam edecek.
Başvurucuların bir fotoğrafla birlikte, öğrenmeye çalıştıkları dilde bir cümleyle başka bir dil öğrenen kişilere açılacak fırsatları açıklamaları isteniyor.
Kazanan başvurucuya bir iPad Pro verilecek.
Yarışmaya başvurmak için SBS Radio web sayfasına tıklayabilirsiniz.
]]>5000 çocuğu ele alan araştırmada, çocukların sağlık şartları ve coğrafi çevre gibi dezavantajlar yaşadıkları, bu sorunların sosyal zeka ve motor becerileri, okuma yazma ve matematik becerileri gibi önemli çocukluk becerilerinin gelişiminde “uzun süren etkilere” yol açtığı görüldü.
Araştırmada, dezavantaj yaşayan çocuklardan yüzde 41’inin NAPLAN okuma yazma ve matematik testleri sıralamasında en alttaki yüzde 15’lik dilimde yer aldıkları belirlendi.
Araştırma özellikle yerel parklar, kütüphaneler, kaliteli okul öncesi eğitim ve ilköğretimden yoksun çevrelerde yaşamanın, çocuğun ileriki hayatında olumsuz uzun vadeli etkileri olduğunu tespit etti.
RMIT Centre for Urban Research’den araştırmacı Dr Hannah Badland, Avustralyalıların dezavantaj konusuna farklı bir açıdan bakmaları gerektiğini belirtti.
“İnsanlar dezavantajlı kelimesini duyunca, çoğu zaman birisinin ne kadar zengin olduğu, ne kadar güçlü olduğu, ne kadar prestijli olduğunu düşünüyor. Çocuklar içinse, dezavantaj yaşadıkları, öğrendikleri ve geliştikleri şartlar anlamına geliyor” dedi.
“İyi haber şu ki, bir kütüphane inşa ederek ya da çocuk gelişimi için muhteşem faydaları olan güvenli açık alanlar inşa ederek çevre ortamlarımızı değiştirmek kolay”
]]>Maloney, “Dünyada birçok şirket değerlerini, vizyonunu duvarlara yazıyor ama maalesef çalışanlar için bunlar bir anlam ifade etmiyor. O nedenle şirketler değerlerini duvarlara yazmak yerine çalışanlarının bağlılığını artırmaya gayret etmeli, onları dinlemeli.” diye konuştu.
CEO’su olduğu Engage&Grow şirketi olarak olarak çalışan bağlılığında şaşırtıcı artışlar sağlayan bir metodoloji geliştirdiklerini aktaran Maloney, metodolojisini, Avustralya’da spor takımlarıyla yaptığı çalışmalarda geliştirdiğini söyledi.

Maloney, yöntemini nasıl geliştirdiğini şöyle anlattı:
“Spor koçluğu yaptığım dönemde iyi takımların üyelerinden yüzde 10 ila 50 arasında daha fazla verimlilik elde ettiğini gördüm. Bu da toplamda o takımın performansını belirler. Avustralya’da kendi dallarında şampiyonluklar yaşayan St Kilda FC, Freemantle FC Melbourne FC, Western Bulldogs FC, Melbourne Storm Rugby, Melbourne Tigers Basketball, Phoenix Netball takımlarının koçluğunu ve yöneticiliğini üstlendim.
Spor takımlarında motivasyon problemlerinin başlıca nedenleri arasında oyunculara eşit davranılmaması, bunun sonucunda bazı sporcuların kayırılması, iletişim ve ego sorunları vardı. Spor takımlarında ve atletlerde uyguladığım programın başarılı sonuç verdiğini görünce aynı programı şirketlere uyarladım. Sonuç çok başarılıydı, çalışan bağlılığı hızla yükseldi. Engage & Grow böyle doğdu.”
Çalışan bağlılığı eksikliğinin tüm dünyada şirketlerin önündeki en büyük tehditlerden biri olduğunu da belirten Maloney, şunları kaydetti:
“Türkiye’de çalışanların sadece yüzde 7’si işini seviyor, iş yerine bağlı çalışanların oranı sadece yüzde 7. Türkiye’de çalışanların yüzde 63’ü, iş yerine bağlı olmadığını söylüyor. İşyeriyle gönül bağındaki kopukluk, aktif olarak iş aramaya dönüşenlerin oranı ise yüzde 30.
Diğer ülkelerde de bu oranlar farklı değil. Dünyada ortalama çalışan bağlılığı yüzde 13 olarak ölçülüyor. Aynı oran Fransa, Çekya ve Hollanda’da yüzde 9, Macaristan’da yüzde 11, Finlandiya ve Belçika ile Bulgaristan’da yüzde 12 seviyesinde bulunuyor. Çalışan bağlılığının görece yüksek olduğu Portekiz (yüzde 19), İspanya (yüzde 18) ve İngiltere’de (yüzde 17) bile oran yüzde 20’yi aşmıyor.”
“Çalışanlar iş yerlerini sevdiklerinde verimlilikleri artar”
Maloney, çalışan bağlılığının şirketler ve takımlar için neden önemli olduğuna ilişkin, “Çalışanlar iş yerlerini sevdiklerinde verimlilikleri artar. Buna bağlı olarak satışlar da artar. Sonuçta bu da karlılıklarını artırır.” ifadelerini kullandı.
]]>