Notice: Function _load_textdomain_just_in_time was called incorrectly. Translation loading for the rank-math domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131

Notice: Function _load_textdomain_just_in_time was called incorrectly. Translation loading for the rocket domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php:6131) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Aile ve Sağlık Rehberi – Merhaba Australia https://merhabaaustralia.com.au I Avustralya'dan Türkçe Haberler Mon, 04 May 2020 12:57:12 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 https://merhabaaustralia.com.au/wp-content/uploads/2024/02/Merhaba-favicon-150x150.png Aile ve Sağlık Rehberi – Merhaba Australia https://merhabaaustralia.com.au 32 32 Belirti Göstermeyen Covid-19 Taşıyıcısı Mısınız? İşte Bilmeniz Gerekenler https://merhabaaustralia.com.au/aile-ve-saglik-rehberi-belirti-gostermeyen-covid-19-tasiyicisi-misiniz-iste-bilmeniz-gerekenler/ https://merhabaaustralia.com.au/aile-ve-saglik-rehberi-belirti-gostermeyen-covid-19-tasiyicisi-misiniz-iste-bilmeniz-gerekenler/#respond Mon, 04 May 2020 12:55:14 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=52963 Koronavirüse maruz kalınıp kalınmadığını kontrol eden kan testleri çıkmaya başladı. İlksel bulgular, pek çok insanın haberi olmadan bulaş geçirdiğini öne sürüyor. Sonuç olarak COVID-19’un yaygın belirtilerini yaşayan insanlar bile, virüs bulaştığı zaman öksürmeye başlamıyorlar veya ateşleri çıkmıyor.

İnsanların haberleri olmadan virüs kapması ve virüsü yenmesi ne kadar yaygın görülen bir şey?

Genel olarak, herhangi bir belirti olmadan enfeksiyon geçirmek yaygın bir durum. Bunun belki de en kötü örneği; 1900’lü yılların başında, kendisinde hiç belirti olmadan diğer insanlara tifo ateşi yaymış olan Tifolu Mary.

Grip durumunda ise, enfeksiyonların yüzde 5 ile yüzde 25’lik arasındaki bir kısmının, hiç belirti göstermeden meydana geldiği tahmin ediliyor.

Çoğu durumda belirtiler, aslında bir enfeksiyonla savaşmanın yan etkisi niteliğinde. Bağışıklık sisteminin savunmayı toplaması biraz zaman alıyor; bu yüzden bazı vakalar, daha uygun biçimde; belirtisiz olmaktan ziyade belirti öncesi şeklinde düşünülüyor.

Herkes, bir koronavirüs hastasının öksürük ya da hapşırığından püsküren su damlacıklarına karşı tetikte. Halk sağlığı yetkililerinin, herkesin maske takmasını önermesinin en büyük sebeplerinden biri de bu.

Fakat virüs, virüs içeren ufak damlacıkların taşınabildiği; normal nefes verme yoluyla da yayılıyor. Sıradan bir nefes, virüsü 1-2 metreye kadar yayabilir.

Yayılma, virüsün toplanıp aktarıldığı yerlerden de kaynaklanabilir; yani kapı kolu veya market arabasının tutacağı gibi, koronavirüsün bulaştığı kişinin dokunmasıyla kirlenmiş yüzeylerden…

Belirti göstermeyen bir insan ne kadar bulaştırıcı olabilir? Bu konuda neler biliniyor?

Ne olursa olsun; eğer COVID-19 birine maruz kaldıysanız, 14 günlük bütün kuluçka dönemi boyunca kendinizi izole etmelisiniz. İyi hissediyorsanız bile, halen koronavirüsü diğerlerine yayma tehlikesi barındırıyorsunuz.

En son çalışmalarda, COVID-19’un ateş ve öksürük özelliğine kadar günler (hatta bir haftadan fazla) sürebilen “belirti öncesi” dönem esnasında, solunumsal salgılarda yüksek seviyede virüs bulunduğu gösterildi.

Virüsün belirti göstermeyen insanlar tarafından bulaştırılabilmesi, salgının en büyük sebeplerinden biri.

Belirti göstermeyen bir enfeksiyondan sonra, kişinin kanında halen SARS-CoV-2’ye karşı antikor olur mu?

Çoğu insanda, COVID-19’dan kurtulduktan sonra antikorlar gelişiyor; hatta muhtemelen, belirti göstermeyenlerde bile. Bilim insanlarının diğer koronavirüsler hakkında bildiklerine dayalı olarak; bu antikorların, yeniden enfeksiyona karşı bir miktar koruma önlem sağlayacağını varsaymak mantıklı.

Fakat şimdilik kesin olarak bilinen bir şey yok.

Geçenlerde New York’ta yapılan serolojik testlerde, insanların kanlarında SARS-CoV-2 antikorları aranmış ve şehirdekilerin beşte biri kadar büyük kısmının, önceden COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş olabileceği görülmüştü.

Biliyor olsunlar ya da olmasınlar, bu kişilerin bağışıklık sistemleri virüsü defetmişti; ayrıca görünüşe göre çoğu bunu bilmiyordu.

Belirti göstermeyen COVID-19 enfeksiyonu ne kadar yaygın?

Kimse kesin olarak bilmiyor. Şimdilik, kanıtların çoğu kişisel.

Ufak bir örnek vermek gerekirse; pek çok sakinin enfekte olduğu Vaşington’daki huzurevini düşünün. Yirmi üç kişi pozitif çıkmıştı. Bunların on tanesi halihazırda hastaydı. On tanesinde daha belirti ortaya çıkmıştı. Fakat pozitif çıkan üç kişi, hiç hastalanmamıştı.

Doktorlar, Boston’daki bir evsiz barınağında kalan 397 kişiyi test ettiklerinde, bu kişilerin yüzde 36’sı pozitif çıkmıştı; üstelik hiçbirinin, herhangi bir belirti şikayeti yoktu.

Çin’in Vuhan bölgesinden tahliye edilen ve COVID-19 testi yapılan Japon vatandaşları bağlamında ise, virüsün bulaştığı kişilerin tam yüzde 30’u belirti göstermiyordu.

İtalya’da yapılan ve henüz denetlenmeyen bir çalışmada, COVID-19 testi pozitif çıkan kişilerin yüzde 43’ü hiç belirti göstermemiş.

Araştırmacılar, bireylerden alınmış örneklerde ne kadar virüs bulunduğuna dayalı olarak; belirti gösteren ve göstermeyen kişilerin potansiyel yönden ne kadar bulaştırıcı olabileceği konusunda hiçbir farklılık bulunmadığını keşfetmişler.

Ülkenin farklı bölgelerinde başlayan serolojik antikor testleri, enfekte olmuş kişilerin önemli bir bölümünün (muhtemelen yüzde 10 ila yüzde 40 arasında bir yerde) belirti yaşamayabildiğine dair daha fazla bulgu sunuyor.

Görünüşe göre, belirti göstermeyen SARS-CoV-2 enfeksiyonu yaygın; ve salgının kontrol altına alınmasını zorlaştırmaya devam edecek.

Kaynak: Popular Sience Türkiye 

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/aile-ve-saglik-rehberi-belirti-gostermeyen-covid-19-tasiyicisi-misiniz-iste-bilmeniz-gerekenler/feed/ 0
Mutluluğun sırrı gıdalarda gizli https://merhabaaustralia.com.au/aile-ve-saglik-rehberi-mutlulugun-sirri-gidalarda-gizli/ https://merhabaaustralia.com.au/aile-ve-saglik-rehberi-mutlulugun-sirri-gidalarda-gizli/#respond Mon, 11 Nov 2019 01:39:01 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=43659

Psikolojik sorunlarından beslenmesine dikkat ederek kurtulan Prof. Felice Jacka’nın yönettiği merkez, yoğurt, sarımsak, pırasa, kefir gibi gıdaların ruh sağlığını olumlu etkilediğini belirledi.

Image result for Profesör Felice Jacka
Prof. Felice Jacka’nın mutlu hayat tarifi
Yediklerimiz, vücut sağlığımız kadar ruhsal durumumuzu da etkiliyor. Psikolojik sorunlarla baş etmenin yollarından biri de beslenme düzenine dikkat etmek. Deakin Üniversitesi’nde bu konuya ilişkin araştırmalar yapan bir merkez, yoğurt, sarımsak, pırasa, kefir gibi bağırsak sağlığını geliştiren besinlerin tüketilmesinin ruh sağlığına da faydalı olduğunu belirtiyor. Ayrıca fermente gıdaların da ruh sağlığına iyi geldiği kaydediliyor. Travma sonrası stres bozukluğu yaşayanların da Akdeniz, Norveç ya da Japonya gibi geleneksel beslenme türlerini takip etmesi öneriliyor.

Uykuya da dikkat

Avustralyalı Profesör Felice Jacka, uzun yıllar psikolojik sorunlarla boğuştu. 20’li yaşlarına geldiğinde beslenme, egzersiz ve uyku düzenine dikkat ederek sorunlarından kurtuldu. Bu tecrübesinin ardından kendisini, beslenmenin ruh sağlığındaki etkilerini incelemeye adadı. Şimdi Avustralya’daki Deakin Üniversitesi’nde “Gıda ve Ruh Hali Merkezi”nin ve Uluslararası Beslenme Psikiyatrisi Derneği’nin başkanı. Jacka, bu yıl beslenme ve ruh sağlığı ilişkisine dair bir kitap da yayımladı.

Fast food’dan uzak durun

Felice Jacka’nın 2010’da yayımlanan doktora tezine göre sebze, meyve, balık ve tam tahıllıları daha yüksek oranda bulunduran, makul düzeyde de kırmızı et tüketen kadınların depresyon veya anksiyete bozuklukları geçirme ihtimali işlenmiş gıdalar, pizza, kızartma, hamburger, beyaz ekmek ve şekerli içecek tüketenlere göre daha düşük.

Abur cubur beyne zarar

Jacka’nın başkanlığını yürüttüğü merkezin hazırladığı beslenme ile ilgili bazı ipuçları şöyle: Endişeli ya da stresli olanlar yüksek miktarda karbonhidrat, şeker ya da tuz tüketiyor. Bunlar kısa süreli olarak kendimizi iyi hissetmemizi sağlasa da uzun vadede hem vücudumuza hem ruh sağlığımıza zarar veriyor. Abur cuburlar, beyinde ruh halini düzenleyen hipokampüsü küçültüyor.

Psikoloji düzelten yiyecekler

Yoğurt, sarımsak, pırasa, kefir gibi bağırsak sağlığını geliştiren besinleri tüketin. Fermente gıdaların ruh sağlığına da iyi geldiği biliniyor.

Depresyonu kilo tetikliyor

Depresyon obeziteyi etkilediği gibi obezite de depresyonu etkileyebilir. Yağ dokusu tarafından salgılanan maddeler, depresyon gelişiminde rol oynayabilir.

Travma sonrası stres bozukluğu yaşayanların Akdeniz, Norveç ya da Japonya gibi geleneksel beslenme türlerini takip etmesi öneriliyor. Yine bu kişilerin meyve, sebze, baklagil, tam tahıl ve fındık tüketimini artırması tavsiye ediliyor. İşlenmiş gıdaların tüketiminin azaltılması ve sağlıklı atıştırmaların tercih edilmesi de öneriler arasında.

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/aile-ve-saglik-rehberi-mutlulugun-sirri-gidalarda-gizli/feed/ 0
Öğle uykusu kalp ilişkisi https://merhabaaustralia.com.au/aile-ve-saglik-rehberi-ogle-uykusu-kalp-iliskisi/ https://merhabaaustralia.com.au/aile-ve-saglik-rehberi-ogle-uykusu-kalp-iliskisi/#respond Wed, 11 Sep 2019 23:00:48 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=40951

İsviçre’de yapılan bir araştırma, kısa süreli öğle uykusunun kalp hastalıkları riskini düşürdüğünü ortaya koydu.

Time dergisinde yer alan bir makaleye göre, İsviçreli uzmanlar, 35-75 yaş aralığındaki 3 bin 500 kişinin uyku alışkanlıkları, genel sağlık durumları ve yaşam tarzlarını yaklaşık 8 yıl boyunca inceledi.

Araştırmada, yetersiz uykunun, sağlık problemleri açısından risk oluşturduğu, gündüzleri kestirmenin aşırıya kaçmamak şartıyla kalbe iyi gelebileceği görüldü.

Yarıdan fazla katılımcının öğle uykusu alışkanlığı olmadığı, 667’sinin gündüzleri bir veya iki kez, 411’inin üç veya beş kez, 370’inin de altı yedi kez öğle uykusuna yattığı belirtildi.

Araştırmacılar haftada bir ya da iki gün kısa süreli öğle uykusuna yatan kişilerin, gece çok uykusuz kalsalar da kalp hastalıklarına yakalanma riskinin düşük olduğunu tespit etti.

Kısa süreli gündüz uykularının, stresten kurtulmayı ve yetersiz gece uykusunu dengelemeyi sağlayarak kalbi koruduğu vurgulandı.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezine göre, yetersiz uyku, diyabet, obezite, tansiyon, felç, kalp hastalıkları ve zihinsel rahatsızlıklar için risk oluşturuyor.

Uzmanlar ayrıca gün içinde daha zinde kalarak daha iyi performans sergileyebilmek için 20 dakikalık öğle uykusunun yeterli olduğunu ifade etti.

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/aile-ve-saglik-rehberi-ogle-uykusu-kalp-iliskisi/feed/ 0
Kabuklu elma kanserle savaşıyor https://merhabaaustralia.com.au/saglik-rehberi-kabuklu-elma-kanserle-savasiyor/ https://merhabaaustralia.com.au/saglik-rehberi-kabuklu-elma-kanserle-savasiyor/#respond Fri, 16 Aug 2019 11:41:11 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=39825

Çağımızın vebası kanserin düşmanlarından birisi de elma.

Peki elma yiyerek hangi kanser türlerinden uzak durabilirsiniz?

Günde kaç elma yemek gerekir?

Uzmanlara göre, her gün elma yemek neredeyse 5 kanser türüne yakalanma riskini ortadan kaldırıyor.

Akciğer tümörü oranları elma tüketenlerde %25’e kadar azalırken meme kanseri riski ise %20’ye kadar azalıyor.

Elmanın antioksidan içeriği en yüksek meyve olduğunu ifade eden uzmanlar tüketebileceğimiz en sağlıklı besinlerden biri olan elmanın, zengin vitamin ve mineral içeriği ile bizleri birçok hastalıktan koruduğunu, içerdiği yüksek miktarda C vitamini ile antioksidan etki göstererek bağışıklık sistemimizi güçlendirdiğinin altını çiziyor.

Araştırmalar ayrıca günde en az 1 elma tüketen kişilerin ağız, bağırsak, meme ve akciğer kanserine yakalanma riskinin hiç yemeyenlere göre daha az olduğunu ortaya koyuyor.

Konu hakkında bir anekdot:

Hekimlik hayatım boyunca en büyük şanslarımdan biri Süleyman Demirel’i tanımak oldu. Ondan, elma giren eve doktorun giremeyeceği gibi birçok şey öğrendim.

9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in özel hekimliğini yapmak, hekimlik yaşamımın bana bağışladığı en büyük şanslardan biri oldu. Ondan çok şey öğrendim. Onu yakından tanımak, dinlemek, tecrübe ve fikirlerini öğrenmek bulunmaz bir fırsat olmalı diye düşündüm hep. Süleyman Bey’in çok önemli özelliklerinden biri de müthiş bir hayat gözlemcisi olmasıdır. Daha önce de yazmıştım. Hekimliğine başladığım ilk günlerde onun düzenli olarak incir, üzüm, nar, zeytin gibi şeyler yediğini görünce o günlerde yeni yeni yayınlanan antioksidan araştırmalarını hatırlayıp, “Süleyman Bey de bu yayınları okuyor olabilir mi?” diye düşünüp bir sabah pat diye soruvermiştim: “Neden her gün düzenli olarak bu meyveleri tüketiyorsunuz?”
O da bana şu unutamayacağım yanıtı vermişti: “Doktor, sen kralların, padişahların sofrasında, tacında, armasında hiç kabak ya da salatalık resmi gördün mü? Adamlar onlarca yıldır bu meyveleri tercih etmişse, bir bildikleri olmalı!”
Süleyman Bey’in önemli alışkanlıklarından biri de her sabah kahvaltıda bir elma yemesi ve sık sık İngilizlerin şu meşhur deyimini tekrarlamasıydı: “An apple a day keeps the doctor away” (Günde bir elma, doktoru evden uzak tutar.)

Özetle,“Elma giren eve doktor girmez” demeye getiriyordu ve yine haklıydı.

Osman Müftüoğlu

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/saglik-rehberi-kabuklu-elma-kanserle-savasiyor/feed/ 0
Hafızayı güçlendiren süper besinler https://merhabaaustralia.com.au/hafizayi-guclendiren-super-besinler/ https://merhabaaustralia.com.au/hafizayi-guclendiren-super-besinler/#respond Sat, 20 Jul 2019 06:07:26 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=38291
  • Yediğimiz besinlerin insan hafızası ve konsantrasyon gücü üzerinde çok önemli bir etkisi olduğu bilinen bir gerçek. Örneğin vücut ağırlığımızın sadece % 2 ila 3’ü oranında ağırlığı olan beyin, günlük kalorilerimizin ortalama % 25 – 30’unu harcamaktadır. Beynin bu oranda enerji kullanması normal şartlarda geçerlidir.
  • Yoğun öğrenme ve konsantrasyon gerektiren ortamlarda veya stresli anlarda beynin kullandığı enerji miktarı % 80 – 90’lara kadar çıkmakta, bu ortamlarda beyin, ihtiyacı olan enerji ve maddeleri yeteri kadar bulamadığı için hafıza ve konsantrasyon sorunları yaşamaktadır.
  • İşte pekçok beslenme ve sağlık uzmanı tarafından tavsiye edilen, beynin hafıza ve konsantrasyon sorununun çözümüne yardımcı olacak bazı besinler:

undefined

Yumurta: Yumurta vücudumuz için gerekli en kaliteli hayvansal protein kaynaklarından. Özellikle beyin hücrelerinin gelişimine yardımcı olmak gibi son derece önemli bir işlev üstleniyor. Bu sayede öğrenme ve hafıza gibi bilişsel fonksiyonları güçlendiriyor. Yumurta, bir çeşit B vitamini olan kolin içeriyor. Kolin, yeni beyin hücresi üretimine de etki ediyor. Yumurta içinde bulunan amino asitler, hücre fonksiyonu ile etkileşime geçerek, zihinsel ve nörolojik bozuklukları önlemek amacıyla nörotransmitter dengesini korumaya yardımcı oluyor. Zihin gücünüzü artırmak için her sabah bir adet yumurta beslenme listenizde yer almalı.

undefined

Yer fıstığı: Zengin bir niasin kaynağı olan yer fıstığı bu özelliği ile beyin sağlığının korunmasına yardımcı oluyor. Sinir sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunmasının yanı sıra Alzheimer riskini de azaltıyor. Ancak yer fıstığının alerjik özelliğini ve yüksek kalorili olduğunu da unutmayın. Bu nedenle günde 15/20 adet tüketmeniz yeterli olacaktır.

undefined

Balık: “Omega 3 zengini olan balık beyin sağlığını korumak ve güçlendirmek için beslenme listenizde mutlaka yer almalı” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan sözlerine şöyle devam ediyor: “Balık yağının beynin hafıza ve bilişsel yeteneklerinin kaybolmasından ve bunamadan koruduğunu gösteren çok fazla sayıda bilimsel çalışma mevcut. Beyin dokusunun büyük bir yüzdesi yağ asitlerinden oluşuyor ve daha fazla omega 3 yağları tüketmek sinirler arasında daha iyi iletişim sağlanmasına ve beynin hacmini korumasına yardımcı oluyor.” Beyin sağlığı için haftada en az 2 kez, civa miktarı düşük olan ve yüksek miktarda Omega 3 içeren sardalya, hamsi, istavrit ve lüfer gibi yağlı balık tüketmeye özen gösterin.

undefined

Ceviz: Ceviz içeriğindeki omega 3 ve 6 yağ asitleri, fosfor, kalsiyum, potasyum ve demir açısından zengin bir besin. Yapılan bilimsel çalışmalar cevizin hafızayı, algı ve öğrenme yetilerini iyileştirdiğini göstermiş. Koçan günde 3-4 tam ceviz tüketmenin beyin sağlığı için önemli olduğunu belirterek, “Çocuklar da beyin gelişimi için günde en az 2 tam ceviz ya da yine omega 3 içeriği zengin fındık -bademden günde 10/15 adet tüketmeliler” diyor.

undefined

Tam tahıllar: B grubu vitamin kaynağı tahıllar beyin sağlığının korunması ve güçlü bir hafıza için gerekli. Özellikle zengin lif kaynağı olan kepekli tahıl ürünlerini beslenmenizde mutlaka bulundurmalısınız. Tam buğday unundan yapılan ekmek B grubu vitaminlerinin de iyi bir kaynağı. B grubu vitaminler sinir hücrelerinin görevlerini sağlıklı yapmalarını sağlıyor ve sinir iletilerinin düzgün çalışmasında görev alıyorlar. Özellikle B grubu vitaminlerinden B6, B12 ve folik asit, kanda homosistein adlı maddenin yükselmesini baskılayarak Alzheimer hastalığı riskini azaltabiliyor.

undefined

Yoğurt: Zengin bir kalsiyum deposu olan yoğurt içeriğindeki tirozin ile hafızayı güçlendirmeye yardımcı oluyor. Yoğurt ya da diğer süt ürünlerinden günde en az 2 porsiyon (süt ya da yoğurt) tüketmeye özen gösterin.

undefined

Sabah kahvaltısız olmaz: Günün en önemli öğünü kahvaltıdır. Bunun nedeni ise vücudun ihtiyaç duyduğu en önemli besin kaynaklarının bu öğünde karşılanması. Yapılan çalışmalara göre; gece uzun süren açlığın ardından kahvaltı yapılmazsa zihinsel faaliyetlerde azalma ve dikkat eksikliği gibi sorunların yanı sıra baş ağrısı, baş dönmesi ve halsizlik gibi pek çok sorun gelişebiliyor. Güne zinde başlamak için kahvaltınızda yumurta, peynir, domates, salatalık ve tam tahıl ekmeği mutlaka bulunsun. Uzun süre tokluk sağlaması ve enerji vermesi için kahvaltıda zeytin, ceviz, fındık ve badem tüketebilirsiniz.

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/hafizayi-guclendiren-super-besinler/feed/ 0
Diz ağrıları https://merhabaaustralia.com.au/saglik-rehberi-diz-agrilari/ https://merhabaaustralia.com.au/saglik-rehberi-diz-agrilari/#respond Sun, 14 Jul 2019 01:00:46 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=37943

Sydney’de ikamet eden toplum bireyimiz Dr. Murat Öğüt, belli aralıklarla uzmanı olduğu alanlarda bilgi ve tecrübelerini çok sade ve öz bir şekilde siz değerli Merhaba Avustralya takipçileriyle paylaşacaktır. Faydalı olacağı temennisiyle…


Diz ağrıları

Diz ağrıları günümüzün en yaygın şikayetlerinden bir tanesi. Özellikle 50 üzeri yaşlarda görülen diz ağrıları, hayat kalitesini oldukça düşürebiliyor. Bu yaşlarda meydana gelen diz ağrılarının büyük çoğunluğunun sebebi kireçlenmedir. Kireçlenme diye tabir ettiğimiz hastalık, zamanla eklem sıvısının ve boşluğunun azalmasıyla sürtüşmelerden dolayı ortaya çıkar.

Kireçlenmenin en büyük etkenlerinden biri de fazla kilolardır. Bunun üzerine, uzun süre ayakta durmak veya diz bükme hareketlerinin bol olduğu işlerde senelerce çalışmak, kireçlenmeden kaynaklanan kronik diz ağrısı çekme ihtimalinizi maalesef yükseltir. Fazla kilodan, fazla ayakta durmaktan ve aşırı diz bükme hareketlerinden kaçınınız.

Kireçlenmeden dolayı diz ağrılarınız varsa, halk arasında doğru bilinenin aksine uzun yürüyüşlerden veya koşulardan uzak durunuz. Bu tür egzersizler kireçlenmeyi ilerletir. Yüzme ve koltuğu yüksek tutma şartıyla bisiklet sürme, faydalı olan egzersizlerdendir. Fazla kilonuzu, egzersizden ziyade yemek porsiyonlarınızı düşürerek azaltmanızı tavsiye ederim. Fazla kilolarla yapılacak yanlış egzerersizler diz ağrılarınızı veya diğer eklem sorunlarınızı ilerletebilir.


Dr. Murat Öğüt Hakkında

  • 2008 yılında mezun oldu (University of NSW)
  • 2009’da Mt Sinai Hospital (New York), Şişli Etfal ve Cerrahpaşa’da ortopedi alanında staj yaptı
  • 2009 – 2011 St George, Sutherland, Griffith ve Albury Hastaneleri’nde resident doktor olarak çalıştı
  • Özel ilgi duyduğu alanlar: Ortopedi (kemik & eklemler) ve Dermatoloji (cilt döküntüleri & cilt kanserleri)
  • 2013’ten bu tarafa Main Street Family Medical Centre (Sydney) adlı sağlık kuruluşunda GP olarak görevini sürdürmektedir

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/saglik-rehberi-diz-agrilari/feed/ 0
Vücudun Gizli Kahramanı: Magnezyum https://merhabaaustralia.com.au/vucudun-gizli-kahramani-magnezyum/ https://merhabaaustralia.com.au/vucudun-gizli-kahramani-magnezyum/#respond Tue, 25 Jun 2019 08:00:00 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=36759

İnsan vücudu üzerinde birçok olumlu etki sağlayan magnezyum minerali, yeterli miktarda alınmadığında vücudun dengesi bozuluyor.


Magnezyum minerali, insan vücudu üzerinde birçok olumlu etki sağlıyor. Vücutta gerçekleşen kimyasal aktivitelerin olmazsa olmazı sayılan magnezyumun eksikliğinde ise böbrek taşı, kramp ağrıları, hatta depresyon gibi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor.

Peki, vücudun magnezyum ihtiyacının nasıl karşılanması gerekiyor? Kas ve sinir sistemi sağlığı için büyük önem taşıyan magnezyumu ihtiva eden besinler nelerdir?

Magnezyum deposu gıdaları beslenmenize ekleyin

• Badem, ceviz, fındık gibi kuru yemişler,

• Nohut, fasulye, mercimek ve börülce gibi baklagiller,

• Domates, kereviz, ıspanak, soğan ve marul gibi sebzeler,

• İncir, üzüm, hurma, avokado ve muz gibi meyveler,

• Buğday, yulaf, çavdar gibi tahıllarda ve bütün tahıllı ekmekler,

• Ay çekirdeği ve kabak çekirdeği gibi tohumlar ve

• Yumurta ve somon balığı gibi hayvanî gıdalar, magnezyum deposu gıdalar arasında sayılabilir.

Magnezyum vücuda önemli katkılar sağlıyor

Magnezyumun en önemli görevlerinden biri hiç şüphesiz hücresel gelişim için gerekli olan proteinlerin sentezlenmesini sağlamaktır. Vücudun kendi iç iletişiminde kullandığı elektriksel sinyallerin ulaştırılmasında da görevler üstlenen magnezyum, kan basıncı, nöron ve kan dolaşımı arasındaki elektrik uyarılarının stabilize edilmesine de katkı sağlıyor. Bunların yanı sıra magnezyum, tıpkı kalsiyum ve D vitamini gibi bilhassa sağlıklı kemiklerin oluşumu için büyük önem taşıyor. Ayrıca ruh halini düzenleyen bir nörotransmiter olan serotoninin yeterli seviyede salgılanmasına da destek sağlıyor.

Bu belirtilere dikkat

Magnezyum eksikliği, vücutta halsizlik, yorgunluk, sinir, uyku bozuklukları, dalgınlık, iştahsızlık ve depresyon gibi sorunların ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. Bu eksiklik ayrıca, kas kramplarına ve kasılmalara, kas seğirmelerine ve titremelere, tansiyon yükselmesine, kalp ritim bozukluklarına, koroner spazm ve mide bağırsak kramplarına da yol açabiliyor.

Magnezyum oranınız nasıl düşer?

Yaşlılık, beslenme bozukluğu, idrar söktürücü ilâç alımı, hamilelik ve emzirme dönemlerinde magnezyum ihtiyacının artması, diyabet, karaciğer ve böbrek hastalıkları, sindirim sistemi emilim kusurları ve ağır egzersizler, vücuttaki magnezyum oranının düşmesine zemin hazırlayabilir.

Doktor tavsiyesi ile alınmalı

Magnezyum eksikliği belirtisi olan kişiler kan tahlili yoluyla magnezyum seviyelerine baktırmalıdır. Tedavide uygun olan magnezyum eksikliğinin gıda yoluyla tamamlanmasıdır. Şikâyetler gerileyinceye kadar bir uzman hekim tavsiyesiyle magnezyum takviyeleri alınabilir.

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/vucudun-gizli-kahramani-magnezyum/feed/ 0
Gece Geç Uyuyanlar Vücut Saatini ‘3 Haftada Eğitebilir’ https://merhabaaustralia.com.au/gece-gec-uyuyanlar-vucut-saatini-3-haftada-egitebilir/ https://merhabaaustralia.com.au/gece-gec-uyuyanlar-vucut-saatini-3-haftada-egitebilir/#respond Mon, 10 Jun 2019 11:52:59 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=35939

Bilim insanları, geceleri geç yatma alışkanlığı olan “gece kuşlarının” 3 hafta içinde vücut saatlerini yeniden eğiterek daha sağlıklı olabileceği bir formül ortaya koydu.

İngiltere’deki Birmingham Üniversitesi ile Monash Üniversitesi’nden araştırmacılar, gece saat 02:00’den önce uyku tutmayan bir grup katılımcıya yaşam tarzlarında bazı değişiklikler önerdi.

Aynı saatlerde yatağa gitmek, kafeinden uzak durmak ve sabahları bol miktarda gün ışığına maruz kalmak, bu öneriler arasındaydı. Araştırmacılar bu önerilerin zaten daha önceden de bilindiğini kabul ederken, bazı taktiklerin ise insanların yaşamında önemli değişimler yaratabileceğini söyledi.

Araştırmanın sonunda katılımcılar 3 hafta sonra vücut saatlerini 2 saat erkene çekebildi.

Her insanın güneşin doğuşu ve batışını takip eden ritmlerle çalışan farklı vücut saatleri var.

Bazı insanların vücut saatleri ise, diğerlerine göre çok daha geç saatlere kurulu.

“Erkenciler” sabahın ilk ışıklarıyla kalkabilirken akşam ayakta duramaz hale gelirken, “gece kuşları” geç saatlerde aktif kalabiliyor.

Ancak dünya düzeninin “sabah 9 akşam 5” çalışma hayatı üzerine kurulu olduğunu düşünürsek, bu “gececilerin” pek çoğu vücutlarının hazır olmasından saatler önce alarm sesine uyanıyor. Bu da sağlık sorunlarına yol açıyor.

Öneriler neler?

Araştırma için ortalama 02:30’da yatağa giden ve sabah 10:00’dan önce uyanamayan katılımcıların bir programa uyması istendi.

Programda istenen düzen şöyle:

Normalden 2-3 saat önce uyanıp dışarı çık ve bol bol sabah güneşi al

En kısa zamanda kahvaltını et

Yalnızca sabahları spor yap

Her gün aynı saatte öğle yemeği ye ve 19:00’dan sonra hiçbir şey yeme

Saat 15:00’ten sonra kafeinden uzak dur

Saat 16:00’dan sonra kestirmek yok

Normalden 2-3 saat önce yatağa git ve akşam saatlerinde ışık miktarını azalt

Program başarılı oldu ve katılımcıların vücut saatleri 3 hafta sonra 2 saat geriye gitti.

Sleep Medicine isimli dergide yayımlanan araştırmaya göre, bu kişilerin uyku süreleri de aynı kaldı.

Uykusuzluk, stres ve depresyon seviyelerinde düşüş gözlemlenirken, yapılan testler katılımcıların tepki sürelerinin de ilerlediğini gösterdi.

Bedenin güneşin geçişi ile uyumlu hareket etmesini sağlayan en önemli unsur, ışık. Bu nedenle insan vücudunun gün içinde daha çok ışık alması, gece ise ışıktan uzak durması öneriliyor.

Uykuya dalma ve uyanma saatlerinin düzenli olmaması durumunda vücut saati bozuluyor. Bu da kalp rahatsızlıkları dahil pek çok hastalığa neden oluyor, stres seviyesi ve depresyonun önünü açıyor.

]]>
https://merhabaaustralia.com.au/gece-gec-uyuyanlar-vucut-saatini-3-haftada-egitebilir/feed/ 0
Şeker Yemezseniz Hayatınızda Neler Değişir https://merhabaaustralia.com.au/saglik-rehberi-seker-yemezseniz-hayatinizda-neler-degisir/ https://merhabaaustralia.com.au/saglik-rehberi-seker-yemezseniz-hayatinizda-neler-degisir/#respond Wed, 05 Jun 2019 04:12:03 +0000 https://www.avustralyapostasi.com.au/?p=35553

Hayatından şekeri çıkaran ailenin başına neler mi geldi?.. Eve O. Schaub’un kaleme aldığı ve Berfun Çağinli’nin Türkçeleştirdiği yazıda 1 yıl boyunca şeker ve şekerli yiyeceklerden uzak duran aile bireylerinin hayatındaki değişiklikler anlatılıyor.

1

undefined

Bir zamanlar sağlıklıydım ya da en azından öyle olduğumu düşünüyordum. Tabii, bütün bir günü geçirebileceğim yeterli enerjim yoktu, ama Amerika’nın yorgun kitleler için sürekli televizyonda çığırtkanlığını yaptığı reklamları düşününce enerji eksikliğinden muzdarip olan tek kişinin ben olmadığımın farkına vardım.

2

Ailemden herkesin gelecek soğuk algınlığı ve grip sezonundan ölesiye korktuğunu ve Ocak ayında da misofobi, yani mikrop bulaşmasına karşı aşırı korku geliştireceklerini biliyordum. En azından, şekerin etkileri hakkında bazı rahatsız edici yeni bilgiler duyana kadar ben de öyle düşünmüştüm. Çoğu uzmana göre, şeker pek çok Amerikalı’nın şişman ve hasta olmasının asıl sebebi. Bu konu hakkında daha çok düşündükçe söylenilenler daha mantıklı gelmeye başladı.

3

Yedi Amerikalı’dan biri metabolik bir hastalığa sahip. Üç Amerikalı’dan biri obez. Diyabet oranı hızla artıyor ve kardiyovasküler hastalıklar da Amerika’nın bir numaralı katili olarak biliniyor. Bu teoriye göre, bu hastalıkların hepsi ve dahasının asıl kaynağı bizim beslenme alışkanlıklarımızdaki maddeye yani şekere dayanıyor.

4

undefined

Ortaya atılan bütün yeni bilgileri topladım ve bunları formüle ettim. İlave şeker içeren gıdaları yemeden bütün bir yılı geçirmenin ailemiz (ben, kocam ve yaşları 6 ve 11 olan iki çocuk) için ne kadar zor olacağını görmek istedim. Sofra şekeri, akçaağaç şurubu, agave veya meyve suyu gibi ilave tatlandırıcı içeren her şeyi kesecektik.

5

undefined

Tatlı orijinal ve doğal kaynağına (örneğin, bir parça meyve) bağlı olmadığı takdirde de yenmeyecekti. Araştırmalarımıza başladığımızda, tortilla, sosis, tavuk suyu, salata sosu, söğüş et, kraker, mayonez, pastırma, ekmek ve hatta bebek maması gibi çok şaşırtıcı gıdalarda şeker bulduk. Neden bu gıdalara bu kadar şeker ekleniyordu?

6

Bu yiyecekleri daha lezzetli hale getirmek, raf ömrünü uzatmak ve paketlenmiş gıda üretimini daha ucuz hale getirebilmek içindi bütün bunlar. Bana deli diyebilirsiniz, ama bir yıl boyunca ilave şekerden kaçınarak büyük bir maceraya atıldım. Ne olacağını merak ediyordum. Nasıl olacağını, ne kadar ilginç şeylerle karşılabileceğimi ve ne kadar zor olacağını bilmek istiyordum.

7

undefined

Araştırmama devam ettikten sonra, şekeri hayatımızdan çıkararak hepimizi sağlıklı kılacağıma ikna oldum. Şeker yememenin beni gerçek ve somut bir şekilde daha iyi hissettirebileceğini beklemiyordum. Bu, güç algılanan bir şeydi ama fark ediliyordu; ilave şeker olmadan yemek yedikçe, daha iyi ve daha enerjik hissettim. Kocamın doğum gününde yaşadıklarım da bunu bana kanıtladı.

8

Hiç şeker kullanmadan geçirdiğimiz bir yıl boyunca, bir aile olarak kurallarımızdan biri her ay gerçek şeker içeren bir tatlı yiyebilmekti. Doğum gününde tatlıyı kendin seçmek zorundaydın. Zamanla, Eylül ayına kadar damak tadımızın yavaş yavaş değişmeye başladığını ve aylık tatlı kaçamağımızdan da daha az zevk almaya başladığımızı fark ettim.

9

Kocamın doğum günü kutlaması için istediği çok katlı muz kremalı pastayı yediğimde bir şeyler olduğunu anladım. Hem yediğim pasta diliminden zevk almadım hem de bir dilimi bile bitiremedim. Yeni damak tadıma bu muz kremalı pasta hastalıklı bir şekilde tatlı geldi ve dişlerimi ağrıttı.

10

undefined

Başım ağrımaya ve kalbim küt küt atmaya başladı; kendimi berbat hissettim. Toparlanmaya başlamadan önce başımı yasladığım kanepede bir saat uzandım.
“Tanrım,” diye düşündüm, “şeker beni kötü hissettiriyor, çünkü daha önce fark etmediğim hemen hemen her şeyin içinde şeker varmış.”

11

undefined

Şekersiz bir yıl sonunda bu bir yılın hesabını yaptım, çocuklarımın okula hasta oldukları için gidemedikleri gün sayısıyla şeker kullanmadığımız dönemdeki devamsızlıklarını karşılaştırdım. Fark dramatikti. Büyük kızım, Greta’nın geçen seneki 15 günlük devamsızlığı bu sene iki güne düşmüştü. Bedenim şekersiz geçirilen bir yıl için bana teşekkür ediyor gibiydi. Artık enerji konusunda hiçbir endişem yok. Grip sezonu geldiğinde büyük bir korkuyla çocuklarımla yatağın altına saklanmıyorum.

12

undefined

Böyle bir şeyin üstesinden geldiğimize göre vücutlarımızın da gelecek herhangi bir tehlike için donatılmış olduğunu düşünüyorum. Artık ailecek daha az hasta oluyoruz ve daha çabuk iyileşiyoruz. Bu bir yılın sonunda artık daha sağlıklı ve daha güçlüyüz.
]]>
https://merhabaaustralia.com.au/saglik-rehberi-seker-yemezseniz-hayatinizda-neler-degisir/feed/ 0