Deyim Hikayeleri

“Dokuz doğurmak”


Türkçe deyimler açısından zengin bir dil. İroni yapmak, kızgınlığımızı belli etmek, ders vermek ya da yanlış davranışlar konusunda uyarıda bulunmak gibi amaçlarla sık sık deyimlere başvururuz.

Peki ya hiç düşündük mü, ifadelerimize güç katan deyimler nasıl ortaya çıktı? Bu sorunun cevabına gelin birlikte ulaşalım. Biliyorsak hatırlayalım, bilmiyorsak da öğrenmiş olalım…

Her hafta 1 deyim hikayesiyle karşınıza çıkacağımız ‘Meşhur Deyimlerimizin İlginç Hikayeleri’ serimiz kaldığı yerden devam ediyor…


Deyim 14

Bu deyimin hikayesi..

Çengeloğlu Tahir Paşa (ö. 1851) Çengel köy semtine adını vermiş, Osmanlı bahriye teşkilâtının ıslahı için gayretle çalışmış bir amiraldir. Kaptanıderya olduğu dönemde Bahriye Dairesi, Kasımpaşa’daki Divanhane (Şimdiki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı) binasında bulunuyordu. O sırada, padişah iradesiyle bütün Kasımpaşa ve Galata havailisinin asayiş görevi kendisine verilmişti. Acımasız ve tavizsiz bir kişiliğe sahip olan paşa, işe, gece fenersiz sokağa çıkma yasağıyla başladı. Yasağın kontrolü için özellikle zifiri karanlık gecelerde çavuşlarıyla sık sık kendisi de teftişe çıkıp suçluları cezalandırıyordu.

Onun yine böyle teftişe çıktığı gecelerden birinde, yasağa uymayan yirmi kadar adamı toplayıp huzuruna getirmişler. Bizzat kendisi sorgulamaya başlamış:

– Bre söyle, emrimin rağmına fenersiz olarak niçün sokağa çıktın? Paşam, bendeniz tütün tiryakisiyim. Baktım tütünüm kalmamış, bir fişek ayınga almak iktiza ettiydi…

Paşa, adamın sözünü kesip gürlemiş:

– Vurun buna elli değnek!

İkinci adamı alıp yine sormuş:

– Bre haylaz! De bakalım, niçün fenersiz sokağa çıktın? Paşa hazretleri, ne yalan söyleyeyim, ben akşamcıyım. Bizim Panayot’un meyhanesinde bir iki tek atmadıkça uyuyamam.

Vurun buna altmış sopa!

Böyle böyle, Kasımpaşa ve Galata’nın ayak takımından hezele güruhu lâyıkıyla cezalandırmaya başlar. Sıra onuncu adama gelince, paşa ona da sorar:

Gel bakalım herif! Sen niye sokağa fenersiz çıktın? Adam titreyerek anlatır:

– Paşa hazretleri! Karım hamile idi. Sancıları tuttu. İki sokak ilerimizde bir ebe vardı. Onu çağırmaya gitmem iktiza etti. Ancak, feneri gündüzden komşu ödünç almıştı. Mecbur kaldım, fenersiz çıktım… Sonrası malûm, çavuşlarınız beni derdest edip huzur-ı âlilerinize getirdiler.

Paşa, adamın hâlinden doğru söylediğine kanaat getirip bunu tahkik için hemen, adamlarından birini zavallının tarif ettiği adrese göndermiş. Bir çeyrek kadar sonra haberci, soluk soluğa gelip kadının gerçekten doğurmak üzere olduğunu haber vermiş. Paşa, sakalını avucuna alıp bir yandan emrinin çiğnendiğine öfkelenirken diğer yandan, adamın hâline acımış. Sonunda, adamı affeder tarzda paylamış:

– Seni bu kez affediyorum. Fakat karın olacak o densize söyle; bir daha gecenin böyle olur olmaz vaktinde doğurmasın.

Zavallı adam sevinçle evine koşmuş ve doğruca yatak odasına dalmış. Bakmış ki bir bebek ağlıyor. Yüreğine sular serpilmiş ve karısına şefkatle yaklaşıp sormuş:

– Aman karıcığım. Geçmiş olsun, neyimiz var? Kadın, adama hiç yüz vermeyerek sitem etmiş:

– Efendi, ne kadar da rahatsın. Güya ebe aramaya gitmiştin. Desene ki arkadaşlarınla keyfe çıktın da şimdi utanmadan gelmiş, hâlimi soruyorsun!?

Adamcık çaresiz, cevap vermiş:

– Hatun, hatun! Sen burada bir doğurdunsa, sorguda sıra gelinceye kadar ben dokuz doğurdum.

Bu deyim, dilimizde, sonucu merakla beklenen uygulamaların tedirginliğini bildirmek üzere kullanılır


Tahminde bulunmaya var mısınız?
Değerli okuyucularımız deyim hikayeleri olarak başlattığımız bu çalışmamıza biraz da renk ve heyecan katmak amacıyla sizlerin de katkılarını bekliyoruz. Gelecek hafta paylaşmayı düşündüğümüz deyim şimdiden belli. Bu deyimin ne olduğu hakkında bir tahminde bulunmak isterseniz info@avustralyapostasi.com.au iletişim adresimize tahmininizi gönderebilirsiniz. Sadece 1 kez hakkınız var! ? İsabetli tahminde bulunan kişi(ler) sayfamızda ilan edilecektir. Teşekkürler…


 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu