Cengiz Kaya

İtirazım Var: BİZİM GEORGE

Yarım asırdan fazladır Avustralyadayız…

Doğduğun yerde kimliğin ve aidiyetin oluşur, doyduğun yerde ömrün geçer.

Her milletten amcamız, dayımız, halamız, teyzemiz oldu.

Kaçınılması, önüne set çekilmesi mümkün olmayan bir sonuç.

Değişik coğrafyalarda, bizim başımıza gelen atalarımızın da başına gelmiş.

Geçmiş tarihlerde de hep böyle olmuş, böyle de devam eder…

Sadece biz değil göç devam ettiği müddetçe bütün milletler için geçerlidir bu durum.

Avustralya melezleşmiş milletler topluluğundan oluşur.

Üç-beş toparlayıp geriye dönmek 1980’lerde bitti.

AU pasaportunu cebimize, Türk pasaportunu hatıra çantasına koyduk.

Latince iki kelime, “Entegrasyon-Asimilasyon”

Bulunduğu ülkenin lisanını konuşamayan ne entegre olur, ne de asimile.

Birinci kuşak…

İzole bir hayat, iş ve ev, bir de mangal.

Yüzde elli fireyle ikinci kuşağın hassasiyeti devam ederken, üçüncü kuşak, birinci ve ikinci kuşağın değerlerinden tamamen uzaklaşmıştır.

Dede ve babalarının aksine sokak, okul, çok çok nadiren yüksek okul.

Ve ana dili ikinci-üçüncü dereceye inmiştir.

Lafı eğip bükmeye gerek yok..

Avustralya’da herkes gönüllü, isteyerek, severek, yavaş yavaş, farkına bile varmadan asimile olmaya birer adaydır.

O yıllarda Mehmet amcaya, Hasan-Hüseyin değil, John-George isimlerinde torunların olacak denseydi, sansürlü çok kelime işitirdik.

Üçüncü kuşak artık “I am an Australian“ diyor.

Avustralya’nın sosyoekonomik yapısı, çok kültürlülük uygulaması, siyasi yönetimi, sosyal ödenekleri…

Çok az ülkenin başarabildiği mükemmel bir sistemdir.

Sosyal ödenek alıp da para biriktiren çok insan var.

Avustralya yönetimi, vatandaşını “politize” etmemiştir.

Vatandaş devlete hizmet etmez, devlet vatandaşına hizmet etmek için vardır.

“Politize” benim lisanımca politikacıların toplumu şamar oğlan’a çevirmesidir.

Özellikle az gelişmiş ülkelerde daha çok yaşanır.

Basın ve yayınlarında sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar siyaset ve politika konuşulur, toplum devamlı manipüle edilir.

Her dönemde mutlaka bir dış düşman bulunur.

Avustralya’da ise durum tamamen farklı işler.

Vatandaş, iş takibi için hiçbir bürokratın ve siyasinin kapısını çalmaz.

Sokaktaki vatandaşa çıkıp sorsanız, ne belediye başkanının, ne de bölge milletvekilinin adını adresini bilir.

Bakanların, hatta başbakanın adını bile bilmez.

Mesela Victorialılar Daniel Andrews (Eyalet Başbakanı) adını korona sayesinde öğrendi.

Avustralya’da politikacıların isimleri akıllarda kalması için mutlaka bir skandal olması lazım.

Dünyadaki birçok ülkenin sistem işleyişiyle, bizim sistemin işletilmesi tamamen farklı.

Kanun varsa ayrımcılık yapılmadan mutlaka uygulanır.

Avustralya kanun ve kurallar ülkesi olarak da bilinir.

Abartılı olarak şunu bile diyebiliriz: “Cennet bir ülke”.

Sistem aslında çok basit…

Hiçbir ırkın, kültürün, inancın ve düşüncenin sinir uçlarına dokunmamak..

Açıktan hedef alınan hiçbir milliyet yoktur, daha doğrusu hiç düşmanı yoktur..

Hiçbir toplumu, kültürü ve inancı hedef almaz.

Türküm, Yunan’ım, Arab’ım, Asyalıyım vs

Ol! Bana ne…

Müslümanım, hristiyanım, hinduyum, budistim…

Ol! Bana ne…

Camim, kilisem, havram, tapınağım, okulum ana dilim…

Yap-aç-konuş! Bana ne…

Sistem, tepkinin antitepkiyi tetikleyeceğinin farkında.

Geçmiş yıllarda hiç de lüzumlu olmayan bir tepki neticesinde bakın ne oldu.

Queensland’de balık-patates bayan parti başkanımız (One Nation)

Helal gıdaya takmıştı..

iyi ki takmış…

Kebab sektörünü diğer büyük fast food sektörlerin seviyesine çıkardı.

HSP. ”Helal Snack Pack”

Kebabcıların olmazsa olmazı, menu listesinin başına yerleşti.

Avustralya’da meşhur oldu..

Bu işe parti başkanımız bile şaşırdı.

Uzun anlatımlar uykumu getirir…

Asıl konumuza dönüp bağlıyorum.

Teknoloji, dünyamızı çok küçülttüğü için “GURBET” kavramıda tedavülden kalkıyor.

Toplum olarak kendi aramızda körler sağırlar, bir birini ağırlar tekerlemesinin dışına çıkmayı başarmak zorundayız.

Camiler, cemevleri, cemiyetler, dernekler vs.

Müdavimlerin sayısı toplumun binde birini geçmez..

Onlar da birinci kuşak ve yüzde elli fireli ikinci kuşaktan oluşur.

Hele de bizim “GEORGE” u hiç tanımazlar.

Zamanında çok büyük hizmetler verdiler..

Günümüz için aynısı söylemek zor.

Zamana uygun güncellenmeleri gerekir.

Özetle…

Gelişmiş toplum olmanın yolu eğitim, ekonomi ve entegrasyondan geçer.

Herkese iyi haftalar…

Cengiz Kaya
Melbourne

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu