Cengiz Kaya

İtirazım Var: GAVUR

18 yaşında ayrıldığım Türkiye’den Avustralya’ya geleli 40 sene oldu.

Son kırk sene içindeki Türkiye ziyaretlerim üst üste konulsa hayatımın toplam 9 ayını geçmez.

Başka şehirlere de gitmedim.

Tek bildiğim yer, kendi şehrim…

İlçelerini de köylerini de tanımam.

Ancak gözden uzak olan, hiçbir zaman benim için gönülden uzak olmadı.

Türkiye’yi Avustralya’da tanıdım.

Köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir bilirim…

Meğer Türkiye Melbourne’de imiş…

ATATÜRK’ü, Mekke-Medine’yi, Alevi-Sünni’yi, Hitleri, Das Kapital’i, Pis Arabı, Gavur Yunan’ı, Ermeni Agop’u, dinli-dinsiz bütün inançları, kültürleri, renkleri, ırkları Avustralya’da tanıdım.

Meğer herkes Melbourne’de imiş…

Kimi Hindu, kimi yam yam, kimi bilmem ne bela! Osmanlıyı…

Broken Hill kasabasındaki iki Afganlı’nın halk trenine saldırısı “düzmece” yalan tarihini.
Gencecik Aussieleri, Çanakkale’ye ölüme gönderen İngiliz “KUMPASI”nı…
(Kaynak: Anadolu Ajansı, Hürriyet Gazetesi)

Kısaca, kendi dünyamdan başka, bütün dünya, meğer Melbourne’de imiş.
………..
Birçoklarımız gibi, benim açımdan da barışçı bir ülkede yaşamak ve dünyayı tanımak büyük bir zenginliktir, tek pencereden bakmak her zaman yanıltıcı olur.

Avustralya’da bizzat gördüğüm ve birebir yaşadığım şudur ki:

Milliyetler halk tabanında, birbirlerinin ebedi ve ezeli düşmanı değildir.

Bilmeli ve tanımalı, peşin hükümlü ve şartlanmışlıktan uzak, diyalog kurulduğunda, karşındaki insanın da senden faklı bir yaratık olmadığını göreceksin.
……..
İlk gelenlerimizden kimse çok azdır ki, kendisine bir GAVUR Yunan’ın, bir GAVUR ERMENİ’nin yardımı dokunmuş olmasın..

Bozcaadalı Rum Amara amcanın Türk olduğumu öğrenince bana sarılması, Malatyalı Ermeni Artin amcanın her sene kayısı hediyesi, Kayserili Hacı Rupen’in hemşeri sevdası ve daha fazlası…

Ben mi GAVURLAŞTIM yoksa onlar mı Türkleşti?

Ne ben Gavurlaştım, ne de onlar Türkleşti…

İnsani değerlerde birleştik.

Kavgalarımızı Avustralya’ya taşımamak bizlere kaybettirmez.

Düşmanlık çok kolay, dostluk çok zor kazanılır.
………
Bütün savaşlarda olduğu gibi ERMENİSTAN-AZERBAYCAN çatışmaları çok zoruma gidiyor.

Kim haklı-kim haksız, değerlendirmesine girmiyorum.

Hele şu pandemi sürecinde, açlık sınırına dayanmış, kafkasların en fakir ülkesi Ermenistan’ın saldırı başlatması, Azerbeycan’ın karşılık vermesi.

Karar vericilerin elinde per ve perişan edilen insanların, kahramanlık atlarına bindirilip cephelerde ölüme gönderilmesi.
…………
Şavaşın maliyeti milyarlarca para. Aç karınları doyurmak için harcanacak para bulunmazken, öldürmek için bolca para bulunuyor.

Baba-oğul iki dönüm tarla yüzünden birbirinin katili olabiliyor.

Nasıl bir “dünya” anlamakta hep zorlanmışımdır.
……..
Tarihler boyunca milletler başka milletlerin topraklarını istila etmişlerdir.
Hiçbir millet, üstünde oturduğu toprakların öz sahibi değildir.

Sevdiğim bir dostum ev almış, hayırlı olsun ziyaretine gittim.

Evin de güzelmiş hayırlı olsun, dedim.
-Benim değil ki, dedi.
Ben almış diye biliyorum.
-Doğru ben aldım ama benim değil. Benden önceki sahibi de benim diyordu, ondan önceki de benim diyordu.. Benden sonraki de benim diyecek. Dolayısıyla aslında kimsenin değil…
……..
Anadolu’da çok güzel bir söz vardır. “Kan, kan ile yıkanmaz”

Oturup insanca, medenice, hakça, insaflıca, kardeşçe anlaşmak, geçinmek varken, canavarca birbirimizin kökünü kazıma hisleri niye?
…….
Kolay “yutturmaca” lardan biri, ve en etkilisi olan savaş, hegemonya ve iktidarlarının devamı için, birileri tarafından “sazan yemi” olarak kullanılıyor olmasın?

Yemen’den Suudi tarafına fırlattırılan bin dolarlık füze karşılığında “110 milyar” dolarlık süper silah satışı…

Tekrar satırlarda bulaşmak üzere..

Herkese iyi haftalar.

Cengiz Kaya
Melbourne

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu