Küresel Bakış: “Bir Salgının Anatomisi”


Hemen akabinde 31 Aralık’ta, Çin hükümeti Dünya Sağlık Örgütü ile sebebi belli olmayan gizemli zatürre hastası 41 kişi olduğu bilgisini paylaştı. Bu sırada, polis tarafından apar topar ifadesi alınan Dr. Li, “yalan beyanda bulunmak”, “dedikodu yaymak” ve “toplumsal düzeni bozmak”la itham edildi. Serbest bırakılan Dr. Li hastalarını muayene etmeye devam ederken, Çinli yetkililer de ortaya çıkan hastalığa SARS ailesinden yeni bir korona virüsün sebep olduğunu ancak insandan insana bulaşmadığını ve virüsten etkilenen sağlık personeli olmadığını iddia etmekle meşguldü. Sağlık bilimciler ise virüsün gen haritasını çıkarmış, bahsi geçen hayvan pazarı ile bağlantılı olan bu 41 hastanın Kasım sonuna doğru insandan insana bulaşma sonucu enfekte olduklarını belirlemişti. 8 Ocak 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü, yayınladığı açıklamada “virüsün kısa sürede belirlenmesini kayda değer bir başarı ve Çin’in yeni salgınları idare etmedeki kapasitesinin göstergesi olarak” nitelerken “mevcut bilgi temelinde Çin’e karşı herhangi bir seyahat ve ticari sınırlama getirilmemesi yönünde tavsiyede” bulundu. Bu sırada, 10 Ocak günü öksürük ve ateş şikayeti ile gittiği hastanede durumu kötüleşen Dr. Li yoğun bakıma alındı. Bir gün sonra, Çin devlet medyası korona virüsün sebep olduğu hastalıktan ilk can kaybını haber verdi. 23 Ocak günü Çinli yetkililer salgının merkezi Wuhan şehrini karantina altına aldığında, Çin takvimine göre yeni yıl kutlamaları için milyonlarca insan şehri ziyaret edip terk etmişti bile. Bütün bunlar olurken salgını haber veren Dr. Li’nin korona testi pozitif çıktı ve 7 Şubat günü arkasında bir erkek evlat ve hamile eş bırakarak hayata veda etti.
Japonya, Güney Kore gibi çevre ülkelere sıçrayan, ABD’de ortaya çıkan ve hızla yayılan virüs Ocak sonunda Avrupa’ya gelmişti bile. Önlem almakta geciken İtalya, Şubat sonuna doğru, Çin’den sonra virüse bağlı can kayıplarının en yüksek görüldüğü İran ile birlikte, salgından en çok etkilenen ülkeler arasına girdi. Ülkenin en müreffeh, sanayi başkenti Lombardiya bölgesinde patlak veren vakalar kontrol altına alınamayıp karantina uygulamaya girmeden hemen önce güneye seyahat edenlerin virüsü tüm ülkeye yayması ile İtalya’nın sağlık sistemi çökme noktasına geldi. İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, İngiltere, İsviçre derken Avrupa korona virüsünün odak noktası oldu. Antartika hariç bütün kıtalarda ortaya çıkan ve 100’den fazla ülkenin rapor ettiği 110 bini aşkın vaka sonucu, Dünya Sağlık Örgütü korona virüsün sebep olduğu enfeksiyonu 11 Mart günü “küresel salgın” (pandemi) ilan etti.
Yeni Zelanda’da geçtiğimiz hafta sonunda hızlı artış gösteren vakalarla hükümetin aldığı olağanüstü önlemlerin benzeri Avustralya’da da uygulamaya konuldu. Bu önlemler arasında vatandaşların yurt dışı seyahatlerinin yasaklanması da var. Ancak, yakın zamana kadar sinemaların, restoranların, pubların açık olması, süpermarketlerde itiş kakış alışveriş ortamında virüse davetiye çıkarıldığı, Sydney’in ünlü Bondi Plajı bölgesinde sırt çantalı turistlerin rağbet ettiği partilerin düzenlenmesine izin verilmesi ve 133 teyitli vakanın olduğu Ruby Princess tur gemisindeki 2700 yolcunun karantina uygulaması yapılmadan gitmelerine izin verildiği düşünüldüğünde açıklanan önlemlerin etkinliği soru işareti yaratmıyor değil.
25 Mart itibarı ile salgının ortaya çıktığı Wuhan şehrindeki karantina uygulamasının yeni vaka görülmediği için gevşetildiği haberleri gelirken, dünya çapında teyit edilmiş vaka sayısı 454 bini aştı. Can kaybı ise 20 bin 807 oldu. Salgından etkilenenler arasında Dr. Li gibi pek çok sağlık çalışanı da bulunmakta.
Aşı ve ilaç bulunmasına yönelik çalışmalar devam ederken, uzmanların defaatle söylediği gibi etrafta dolaşan korona virüsüne karşı yapılacak en etkin mücadele; yeni vakaların önlenmesi, azaltılması. İtalya’da yaşananlardan öğrendiğimiz üzere, vaka sayısı hızla katlanarak artmasın ki sağlık sistemi çökmesin, ihtiyaçlara cevap verebilsin. Singapur, Güney Kore örneklerinde gördüğümüz üzere, bunu yapmak imkansız değil. Kendimizin, sevdiklerimizin ve içinde yaşadığımız toplumun sağlığını, görevleri başında canla başla çalışan sağlık emekçilerini ve endişeli ailelerini düşünerek lütfen #EvdeKal’alım!
Selver Şahin
*Yazarın Küresel Bakış köşesinde yayınlanmış önceki makaleleri:
1– Okullarda Akran Zorbalığı: Aile ve Toplumdaki Temelleri, Yansımaları (26.02.2020)
Selver Şahin hakkında
Lisans ve yüksek lisans eğitimini Türkiye’de Orta Doğu Teknik Üniversitesinde, doktora eğitimini Yeni Zelanda’da University of Canterbury’de tamamlayan Selver Şahin, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir. RMIT, Canterbury ve Monash Üniversitesinde araştırmacı ve okutman olarak görev alan Dr Şahin güvenlik, kalkınma ve barış ilişkisi üzerine yoğunlaşan araştırma çalışmalarını uluslararası bir kitapta ve çeşitli akademik dergilerde yayınlamıştır.


