Cengiz Kaya

MASKELİ DELİ

Yazılarımı takip eden sevgili okurlar bilir.

Son iki seneden beri dünyanın gündemi Covid-19 olduğu için, yazılarımızın bir çoğunu da Korona hakkında yazmak durumunda kaldık.

Virüse inanmayanlara, aşı karşıtlarına ve komplo teoricilerine karşı düşüncelerimizi ve analizlerimizi paylaştık.

Çin’in Wuhan kentinde virüs ile ilk tanışıldığında, basında normal bir haber kıvamında veriliyordu ki, ben Melbourne’de maskemi takmıştım.

İşin çok ciddi gelişeceğini ve korkunç boyutlara çıkacağını sadece tahmin ediyordum.

Yani romatizmalarıma bakarak hava tahmin raporu gibi.

İki sene önce ortada fol yok, yumurta yok…

Melbourne nere, Wuhan nere…

Aman felaket geliyor, dikkat edin, en azından maske takın naralarıyla sokağa çıkarsan, elbette mahallenin maskeli delisi olursun.

Ve öyle de oldu…

En yakın arkadaş ve aile ortamında bile yüzüme karşı söylemeseler de, kıs kıs arkamdan gülümsemelerin olduğunu da seziyordum.

Hele yaş da biraz ilerleyince…

Vakti gelmiş, ne söylerse normaldir.

Erken bunama belirtileri gibi algılayanlar da olduysa -ki olmuştur- bir türlü kimseye korkularımı anlatamadım.

Ta ki, hem Karagümrük, hem de Roma yanana kadar.

Dostlarım, “deli” ünvanını kaldırsalar da maskem halen duruyor.

Bu Korona’dan kaçtığım kadar, şeytandan kaçmamışımdır.

Gel gör ki, bir şekilde bu Korona geldi ve bizim evi de buldu.

Evde 5 kişiyiz, ben hariç 4’ü pozitif.

Bu kadar yakın temaslı olmama rağmen beni nasıl teğet geçti bilmiyorum.

Ailemin biri hariç hepsi aşılı.

İlk yakalanan da aşısız olan.

Roma’nın yandığını kendi gözleriyle görünce iman etti.

Karantinadan sonra kendi isteğiyle aşılanacak.

Korunduğuma hem de çok ciddi korunduğuma inandığım bir zamanda gelip buldu.

Şaşırdım mı?

Hayır…

Kesinlikle inandığım durum şudur:

Tek başına, insanlardan uzak, izole olunmadığı müddetçe bu virüs herkesle bir şekilde tanışacak.

Bugün itibariyle pozitif vaka sayısı 1300’e yakın olarak açıklandı.

Hangi kriterlere göre açıklanıyor bu rakamlar?

Gönüllü test olanlara göre.

Test olmayıp pozitif olanların sayısı bence, 10 binlerden aşağı değil.

Yetkililer kuralları açıklayarak yasakları gevşettiler.

Toplum bu tedbirli gevşetmeyi, “yasaklar kalktı” olarak algılamada gecikmedi.

Eski hamam eski tas geri geldi, kutlamalarını yapıyorlar.

Melbourne at yarışları bunun en iyi örneklerinden biri.

Aşının virüsü yok etmediğini, sadece yüzde 80’ler civarında bir koruyuculuk sağladığını en yetkili ağızlar dile getirdi.

*****

Yüzde 80’lere varan iki doz aşılanma, rolleri değiştirdi.

Aşılılar aşısızlara karşı tehlikeli duruma geldi.

Aşılılar, pozitif olduklarının bile farkına varmadan virüsü yaymaya devam edecekler.

Bundan sonra, şiddetli dolu yağarken şemsiyesiz dışarı çıkanların kendisi düşünsün konumuna geçen sistem, ölen ölür, kalan sağlar bizimdir düşüncesine mi geldi acaba?

(Haklı veya haksız tartışılabilir.)

En azından yoğun bakım ve hastane yoğunluğundan kurtulunmuş olundu.

İki doz aşı pasaportunu alanlar sevinmesin, her sene vize yeniletmek gerekiyor.

Yani üçüncü, dördüncü dozlar gibi.

Sevgili iki dozdular,

Bu virüse yakalandıktan sonraki süreçlerede nasıl yan etkilerinin olacağı halen araştırılıyor, tam olarak bilinmiyor.

Sizler yine de tedbiri elden bırakmayın, aşı olmamış gibi hareket edin.

Ta ki, dünyanın yüzde 90’ı aşılandığı ana kadar…

Sağlıcakla kalın.

Cengiz Kaya
Melbourne

En az son 40 yılını Avustralya’da geçirmiş, bu süre içerisinde çok farklı iş ve hayat tecrübeleri edinmiştir. Özellikle Avustralya Türk toplumunun geçmişini ve bugünkü durumunu çok iyi bilmektedir. Avustralya eski Dışişleri Bakanlarından Gareth Evans’a uzun süre danışmanlık görevi yapmıştır. Ülkede yaşanan güncel gelişmeleri yakından takip etmekle beraber gördüğü yanlışlık veya haksızlıkları yeri geldikçe dile getirmekten çekinmeyen bir yapıya sahiptir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu