rank-math domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131rocket domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/merhabaaustralia/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131Duyuruda kurban bayramının anlam ve önemini vurgulayan Albanese, “Müslümanların bu mübarek günü fedakarlığın sembolü olarak kutladığını biliyoruz. Biz de son yıllarda ülkece büyük fedakarlıklar yapmak zorunda kaldık. Tüm farklılıklara rağmen bir toplumu toplum yapan işte bu değerlerdir.” sözleriyle birlik ve beraberlik mesajı verdi.
Ayrıca Başbakan Albanese, ülkede yaşayan 600 binden fazla Müslümanın çok kültürlü Avustralya toplumunu zenginleştirdiğini ve bu nedenle Müslüman topluluğa hizmet etmekten gurur duyduğunu ifade etti.
Başbakan, kabinesinde yer alan iki Müslüman bakan ve bir senatör ile tüm Avustralyalıları kurban bayramında Müslüman dost ve komşularını yalnız bırakmamaya çağırdı.
]]>(BÖLÜM IV – SON)
…1920’lerda motorlu araçların yaygınlaşmasıyla hayvanlara olan bağlılık azaldığı için Afgan devecilerin etkisi de azalmış bu topraklarda. Hatta şimdi ahirete göçmüş, yaşlı bir zattan dinlemiştim, bu devecilerden son kalan birkaç kişi, 1968 yılında Türklerin ilk defa, çalışmak için toplu şekilde Avustralya’ya geldiği sırada onları havaalanında karşılamış. Tabi ülkesini terk ettiği dönemde hala Osmanlı devleti olarak bildiği, hatta kendisini “tebaası” kabul ettiği bir memleketten gelen insanlar. Fakat gözleri görmüyormuş, çok yaşlıymış. Türkler uçaktan inerken “boyları uzun mu, başlarında fes var mı?” gibi sorular sormuş. “Biz yıllardır onları bekliyorduk” gibi sözler sarf etmiş. Tabi hayalini kurduğu insanlarla gelen kişiler arasında ne kadar benzerlik vardı bilmiyorum, ama öyle bir özlemi olduğunu ifade etmiş.

Her neyse, şimdi gel gelelim, ben bu parka (Albert Park) niçin geldim. Bu parkın sembolik bir değeri var. Hem Avustralya’ya göç etmiş Avrupalılar için, hem Avustralya yerlileri için, hem de Müslümanlar için. Evet, müslümanlar için de sembolik, çünkü Avustralya’da kayıt altına alınmış ilk cemaatle namaz, ve İslami bir ritüel burada yapılmış. Tarih 23 Temmuz 1884. 70 kadar Müslüman, Albert Park’a gelip Bayram namazını eda etmişler ve ardından kurbanlarını kesmişler. Gelin hep beraber, tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir gazete küpürünü okuyup, yazı dizimizi sonlandıralım:
Muhammedîlerin bayramı 23 Temmuz’da Melbourne’de kutlandı. Muhammed’in yolundan giden yaklaşık 70 kişi seramonide yer aldı. 10 kadar fayton ile Albert Park’a gelen Muhammedîler, gelir gelmez ibadet hazırlıklarına başladı. Önce gölete gidip ayaklarını, ağızlarını, ellerini ve yüzlerini yıkadılar. Daha sonra, tramvay yolunun yanında bir yeşillik bulup yön saptaması yaptıktan sonra yüzlerini batıya dönerek ibadete hazırlandılar. Üzerinde çok güzel işlemeli bir örtünün olduğu kürsü ibadet alanına yerleştirildi ve Kur’an okunmaya başlandı. Sonra, yere birkaç örtü serip botlarını çıkardılar, serdikleri çarşafların üzerinde 3 saf olarak dizildiler. İmam onların biraz önünde durdu ve melodili bir şekilde “Allah-u Ekber” dedi. Bu sözün hemen ardından hepsi çok saygılı bir şekilde, kamburcasına imamın arkasında durdular. Yaklaşık bir dakika boyunca dua edildi. Sadece başlarındaki imam dua ediyordu, sonra dizlerinin üzerine eğildiler, ve hemen ardından secdeye kapandılar. İmam dualarına, Muhammedîler de imamın arkasında durmaya devam etti. Bu böyle yarım saat sürdü, sonra oturdular. İmam yerini bir başkasına bıraktı ve gelen kişi getirdikleri kürsünün üzerine çıkıp diğerlerine doğru döndü. Yarım saat kadar, melodili bir şekilde Kur’andan seçilmiş bazı parçalar okundu. Bütün bunlardan sonra hep beraber 2 dakika kadar dua ettiler ve seramoniyi bitirdiler. Birbirilerini Muhammedîlerin kucakladığı gibi kucakladılar. Kucaklarken takip ettikleri yöntem bile ayrıydı. Hint kökenli bazı üst düzey insanlar bu kucaklama işinde usta gibiydiler. Gülümseyerek birbirilerine yaklaştılar ve bellerinden tuttular, önce sol omuzlarını, sonra da sağ omuzlarını değdirecek şekilde birbirileri üzerine eğildiler, ve sonra sarılmayı bırakıp birbirilerine sevgi dolu gözlerle baktılar. 10-15 dakika süren bu tebrikleşmeden sonra botlarını giydiler, yere serdikleri çarşafları toplayıp faytonlarına geri döndüler. Aralarından birkaçı Sanridge’e (Port Melbourne) kadar gidip satın aldıkları iki keçiyi namaz kıldıkları yere getirdi. Hayvanları kurban ettikten sonra cesetlerini evlerine götürdüler. Hepsi Hint kostümleri giyinmişti. Başlarındaki şapkaları ve türbanları çıkarmadılar, ama ayakkabılarını çıkardılar. İmam, kaşmir keçisinin kılından yapılmış geniş bir pelerin giyinmişti. Seramoninin başından sonuna kadar Müslümanlar müthiş bir saygı ve huşu içindeydi.

*Bu yazı dizimize vakit ayırdığınız için sizlere çok teşekkür ediyoruz. Yenilerinde tekrar buluşmak üzere…
Avustralya’da ilk Müslümanlar ve Melbourne’de Muhammedî Bayramı (1)
Avustralya’da ilk Müslümanlar ve Melbourne’de Muhammedî Bayramı (2)
]]>Avustralya’da ilk Müslümanlar ve Melbourne’de Muhammedî Bayramı (3)