Sağlık

2012 – 2015 Arası Otizm Teşhisinde Görülen Dikkat Çekici Artış

Çarşamba günü yayımlanan bir ABS (Australian Bureau of Statistics) anketi sonuçlarına göre, 2015 yılında 164,000 Avustralyalı’ya otizm teşhisi konuldu. Bu durum 2012’den bu yana 50,000 kişilik bir artışa tekabül ediyor. Bir başka ifadeyle 2012 ila 2015 yılları arasında otizm teşhislerinde yüzde 42’lik bir artış durumu söz konusu.

Bu sayı, otizm belirtileri gösteren kişi sayısını değil sadece otizm teşhisi konulan kişi sayısını yansıtıyor.

Kimi uzmanlara göre bu artış panik yapmak için bir sebep değil çünkü otizm bilincinin artması, Engelliler İçin Ulusal Güvence Programı garantisi ve yaşlı ebeveynler gibi biyolojik faktörler teşhis konusunda patlamaya yol açıyor.

Batı Avustralya Telethon Çocuk Enstitüsü Araştırma Görevlisi Profesör Andrew Whitehouse, artık Avustralya’daki otizm teşhis oranının yüzde 1,1 civarında olması diğer ülkelerle aynı çizgiye geldiğini vurguladı.

Whitehouse, “dayandığımız tüm kanıtlar, çocuklara ve yetişkinlere otizm teşhisi sayısındaki artışın artan bilince bağlı olduğu yönünde, -ki sadece profesyonel sağlık hizmetlilerin değil aynı zamanda aile bilincinin artmasından da kaynaklanıyor” dedi.

Profesör’e göre, Engelliler İçin Ulusal Güvence Programının yaygınlaşmasının da daha fazla Avustralyalı’nın programdan faydalanmak için teşhis aramaya yöneltti.

Avustralya Otizm Bilinci Yöneticisi Nicole Rogerson, ancak bugün otizmin toplumdaki gerçek yaygınlığını anlıyoruz yorumunu yaptı.

Rogerson, “bu istatistiğin yeni ebeveyn olmuş kişileri bebek ve çocukların korkutucu bir salgının pençesinde olduğu gibi bir korkuya atmış olmasını düşünmek beni çok rahatsız ediyor” diyor ve ekliyor, “Aptalca komplo teorileri ve aşı teorilerinin (otizmle bağlantılı olarak) geldiği yer bu korku ve bu gerçekten bize hiç yardımcı olmuyor.”

Otizm beynin büyüme ve gelişimini etkileyen bir durum ve sosyal iletişim ve etkileşim güçlüğüyle karakterize ediliyor.

La Trobe Üniversitesi Olga Tennison Otizm Araştırma Merkezi’nden Profesör Cheryl Dissanayake, orandaki artışın otizm kriterlerindeki kapsamın genişlemesine ve çocuklarda otizmin daha erken teşhisindeki gelişmelere bağlı olduğu vurguladı.

Dissanayake, artışın aynı zamanda biyolojik faktörlere, yaşlı babaları olan ve erken doğan bebeklerin daha yüksek otizm gösterme olasılığına bağlı olabileceğini belirterek;

“Erken doğan bebekler geçmişte ölürken bugün yaşıyor. Erken doğum otizm için bir risk faktörü”,

“Ayrıca otizm riskini artıran ve henüz hepsi belirlenemeyen biyolojik faktörler bulunuyor” dedi.

Dissanayake, katkıda bulunduğu bir bilimsel araştırmada, 7 yaş altı çocuklarda teşhis yaşının ortalama olarak 4 yaş civarı olduğunu gördüklerini, 1980’lerde 5-6 yaştan önce teşhisin çok nadir olduğunu, dolayısıyla daha ileri gittiklerini söyledi.

Bayan Rogerson, bir çocuğa teşhis koyup gerekli desteği 2-3 yaşından itibaren vermenin “en iyi sonucu” elde etmelerine yardım edeceğini vurguladı.

“Otizmli çocuklar ciddi ilerlemeler gösterebilir ve eğer kaliteli erken müdahaleye erişebilirlerse otizmin daha az engelleyici olması sağlanabilir” dedi.

Fakat müdahalede gerçekten önemli olan “erken” durumu…

2015’te 63,500 kişiyle yapılan ABS anketine göre, otistiklerden yaklaşık üç kişiden ikisi “derin ve ciddi engelli” olarak nitelenirken, yaklaşık dört kişiden üçü bilişsel ve duygusal davranışlarında yardıma ihtiyaç duyuyor. Otistiklerin yarısı kadarı ise iletişimde yardıma ihtiyaç duyuyor.

ABS, otizmi tıpkı Asperger Sendromu gibi yaygın gelişim bozukluğu ve çocukluk dönemi dezintegratif bozukluğu olarak sınıflandırıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu