Vatandaşlar, belediyelere karşı birleşiyor: Apartmanları semtlerinde istemiyorlar

Ülke genelinde aileler, semtlerine çok katlı konut yapmak isteyen belediyelere ve inşaat şirketlerine karşı güç birliği yapmaya başladı.
Avustralya’nın nüfusu artarken, hükümet her yıl ülkeye gelen 400,000 kişiyi barındırmak için yer açıyor. Fakat huzurlu semtlerini olduğu gibi korumak isteyen sakinler, yaşadıkları yerlerin fazla nüfusu kaldıramayacağını savunuyor.
Melbourne’ün güneydoğusundaki Dingley Köyü’nün öfkeli sakinleri, Kingston Belediyesi’nin çok katlı binalara izin vermesiyle köyün metropole döneceğini iddia ediyor.
Sakinlerden biri, “Bence bu korkunç. Üç katlı binaları inşa etmeye bir kez başlarsanız, burada belki 60, 70 bina olur. Yan yana 3-4 blok satın alırlar ve sonra burası şehre dönüşür” diyor.
Başka bir sakin de, “Korkunç olacak, belki de taşınmak isterim, çünkü çok fazla hareketlilik olur, dükkanlarda adım atacak yer kalmaz” dedi.
Belediyenin teklif ettiği değişikliklerle, 2 kat sınırı (9 metre) olan Dingley Köyü ve Frankston demiryolu hattı boyu dahil “düzenli artış” bölgelerinde 3 katlı konutlara izin veriliyor.
Bölge sakinlerinin kaygılarını paylaşan Belediye Meclis Üyesi Rosemary West, değişikliklerin sadece Dingley Köyü’nü değil civar semtleri de olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.
Diğer yandan ise, Kingston Belediye Başkanı Georgina Oxley, imar durumu değişikliği teklifinin, bölgenin sadece yüzde 7’sinde 3 katlı konutların inşasını sağlayacağın iddia etti.
Oxley, “Kingston’un yaptığı, faaliyet merkezlerimiz etrafında nüfus artışını destekleyecek altyapıya sahip bu bölgeler çevresinde artan nüfusa konut sağlamak ve daha sakin semtlerimizin sokaklarında olanı korumaktır” diye konuştu.
Dingley Köyü Toplum Birliği Sözcüsü David Madill, teklifin gerekçesiz ve gereksiz olduğunu savundu.
Madill, “Şu an itibariyle belediyenin eyalet hükümetinin zorunlu tuttuğu sağlaması gereken yerden fazlasını biz gelen insanlara sağlıyoruz” dedi.
Birkaç semt ötede Melbourne’ün Cranbourne North semtinde, Tulliallan Estate sakinleri, kamu açık alanı olarak ayrılmış olan araziye 139 ev inşa etmeyi planlayan şirkete karşı mücadele ediyor.
Tulliallan Eylem Grubu’ndan Rebecca Hyland, mülkü zamanında bütün broşürlerde yer alan spor alanları vaadinden dolayı aldıklarını belirtti ve inşaat şirketinin uygulamalarından rahatsızlıklarını dile getirdi.
Hyland, “Bu toplumdaki herkes, yeşil alan vaadinden dolayı büyük arka bahçelerinden fedakarlık yaptı” dedi.
Trish Roberts da bir inşaat şirketinin eski bir okul arazisine 89 konut sıkıştırmak istediği Melbourne-Oakleigh South’ta yaşayan bir başka endişeli sakin..
Roberts, “Şu an mevcut nüfusu kaldıracak imkanımız var, fakat buraya giderek daha fazla insan yığarsanız, başta park edecek yer kalmaz, yarım saatte geçen bir otobüs var, gece 10.00’da sefer sona eriyor, tren istasyonu yarım saatlik yürüyüş mesafesinde” diyerek endişelerini dile getiriyor.
Sydney’in Marrickville banliyösünde yaşayanlar da bir inşaat şirketiyle savaş veriyor, şirket tarihi bir fabrikayı yıkıp yerine 2600 daire yapmak istiyor.
Geçen yıl Avustralya’da toplam nüfus artışının yüzde 79’u başkentlerde gerçekleşti.
Melbourne, 119,000 kişiyle en büyük artışı görürken, Sydney, 93,400 kişiyle ikinci, Brisbane, 50,100 kişiyle üçüncü geldi.
Avustralya Emlak Konseyi CEO’su Ken Morrison, altyapı ve sosyal alanlar kaldırdığı sürece yüksek yoğunluklu büyümenin iyi bir şey olduğunu savunuyor.
Şehir planlamacı Bill Kusznirczuk da banliyölerde olanların normal bir dönüşüm olduğunu ve belediyelerin geleceği planlama adına eyalet hükümetlerinin baskısı altında bulunduğunu söylüyor.





