“İnsanları korona değil, cehalet öldürür”
“İnsanları deprem değil, kötü binalar öldürür” cümlesinden depremi kaldırıp koronayı koyduğumuzda, “İnsanları korona değil, cehalet öldürür” sözü bugünkü yaşanılanlara uygun bir mana teşkil ediyor.
Dünya genelinde koronavirüs vaka sayısı devletlerin resmî bildirimlerine göre 160 milyonu geçti. Yine resmî bildirimlere göre 3.5 milyon kişi koronadan öldü. (Bazı devletlerin ekonomik kaygılarından dolayı bu resmî verileri hiç inandırıcı bulmadım.)
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de inandırıcı bulmamış ki, 21 Nisan’da DSÖ Başkan Yardımcısı Samira Asma rakamların resmi verilerden iki üç kat daha fazla olabileceğini söyleyerek, “Hayatını kaybedenlerin sayısı 6 ile 8 milyon arasında olabilir” dedi.
Sosyal medya, günümüzün cehalet yayma aracı gibi çalışıyor.
Özellikle Kovid-19 salgınıyla ilgili yanlış bilgilerin ne kadar kolay ve tehlikeli şekilde yayıldığını görüyoruz.
Şaşırtıcı olan ise, bunun kimi zaman bilim insanları ve siyasetçiler tarafından dolaşıma sokuluyor olması.
Hiçbir ilmi verilere dayanmadan, “Ağız” konuşmak için var deyip konuşan, üstün seçkinler “geveze” tabakası çıkardı koronanın suyunu…
Asıl sulandıranlar da, bulandıranlar da bu grup.
Vay efendim bu virüs külliyen yalan…
Bir de isimlerinin başında Dr, Yrd, Doç Dr, Pro olan bazı zatlar da var…
Bunların sayısı daha da fazla.
Örneğin, koronavirüsü insanların genleriyle ilişkilendirip önemsizleştirenler, isminin önünde doktor yazanlar.
İşkembe çorbasını reçeteye ekleyenler,
Rüyasında Peygamber tavsiyesi alıp sumak baharatını sulandırıp dağıtanlar,
Hindu tapınaklarında Gurular,
Camilerde İmamlar,
Kiliselerde Rahipler sulandırdıkça sulandırdı.
İnanç kökenli olan meşhur inek sidiği Hindistan’da korona tedavi listesinde yerini aldı. (Deve sidiği diyenler de var.)
Keşiş ve Guruları bir kenara bıraktık, bakan ve milletvekilleri seviyesine gelmiş insanlar da kabul görmüş hijyenik tedbirler ve aşılanma yerine, ulusal TV kanallarında inek sidiği içilerek koronanın tedavi edileceğini telkin ediyorsa vay halimize…
Hindistan’dan gelen haberler ve görüntüler aynen Avustralya orman yangınları gibi…
Caddeler, sokaklar, parklar ceset yakma alanlarına dönüştürüldü.
Dünyanın ikinci büyük nüfusu, hem kendisi hem de dünya için tehlike olmaya devam ediyor.
Burada insanların inançlarına, saygısızlık ve hakaret maksadım yok, sadece cehaletin geldiği noktaya dikkat çekmek istedim.
“Bize uğramaz” ların sayısı arttı ve sonuç ortada..
İlk başlarda tek Korona-19 idi, artık tabiatının gereği kimlerle nasıl düğün yapıp nikah kıydıysa, bu kadar kısa zamanda değişik değişik çocukları da oldu, torunları da yolda…
Devlet kurup “varyant”pasaportları vermeye başladılar.
Başlarda, halka bu kadar içi boş, koronayı lakaytlaştıracak telkinlerde ve icraatlarda bulunursan sonuç kaçınılmaz olur.
Dönüp halkı suçlamak, baskı kurmak kimseyi haklı çıkarmaz.
Özetle, ayrım gayrım yapılmadan, eldeki imkanlar dahilinde, korona belasına karşı dünya tek sesli olmak zorunda.
İmkanlar ortaklaşa kullanılıp devletler birbirine yardımcı olmalı.
Ülkelerin tek başına virüsten kurtulma çabaları bir şeydir, fakat dünyasız hiçbir şeydir.
Aşı, aman geç kalma erken gel, yoksa cehalet hepimizi öldürecek…
Yazar hakkında
Kendisi son 40 yılını Avustralya’da geçirmiş, bu süre içerisinde çok farklı iş ve hayat tecrübeleri edinmiştir. Avustralya’da yaşayan Türk toplumunun geçmişini ve bugünü çok yakından bilmekle beraber Avustralya eski Dışişleri Bakanlarından Gareth Evans’ın uzun süre danışmanlık görevi de yapmıştır. Özellikle Avustralya’da yaşanan güncel gelişmeleri yakından takip eden ve gördüğü yanlışlıkları veya hataları yeri geldikçe dile getirmekten çekinmeyen bir yapıya sahiptir.
