Fatih Güneş

Dereden Tepeden: Okumak Her Derde Deva

Aziz Okuyucu,

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Geçen haftalarda ülkemiz Avustralya ve yavru eyalet Tasmania’da gönüllüler haftasını coşkuyla kutladık. Ancak bu yazılar çok ilgi görüp okunmadı maalesef. Bizim yaşlılar cemiyetindekilere ve kahvedeki dostlara sordum niye okumadınız diye, lakin bizimkilerde bahane bol. Hepsi çok meşgul, ‘Okumaya fırsat mı var, Fatih abi.’ dediler. İkincisi de, ‘Abi çok sık yazıyorsun, yetişemiyoruz; biz bu kadar çok okusaydık burada ne işimiz vardı? Ya doktor olurduk ya hakim!’ dediler. Kahveci Hüseyin’in adı geçtiği için o da yazıları print edip kahveye asmış. Bazıları da ‘Abi sayı az görünse bile okuyanın çok; ev arayan, iş arayan, Türk tohumları arayan, satılık kangal arayan herkes kahvede senin yazıyı da okumuştur’ deyip içime su serptiler. Velhasılı Can Okuyucu, sizi tenzih ederim lakin okumama toplumumuzda sanki bir gelenek, görenek haline gelmiş. Onun için, tarihimiz de yazılarak değil, kulaktan kulağa anlatılarak gelmiş. Dini konular da öyle, azıcık okuyuversek Nihat Hatipoğlu her Ramazan’da aynı şeyleri anlatıp bu kadar para kazanabilir miydi?

Toplum olarak basit konularda tartışmayı seviyoruz ve çok okumadığımız için de söze, ‘Azizim, bence’ diye başlıyoruz. Karşımızdaki de ‘O senceyse, al sana, bu da bence!’ diyor ve basit konular uzayıp gidiyor. Televizyonlarda onlarca defa tavuktan kurban olur mu diye sorulmuş ya da orucu bozan şeyler nelerdir diye yüzlerce defa sorulmuş. Halbuki bunun cevabını bulmak Google’dan 0.35 saniye sürer ve 420.00 bin cevap hazır; birisini okusak yetecek hayatımız boyunca.

Kıymetli Okur, ‘dertli söylegen olur’ (dertli kişi çok konuşur) demiş atalarımız; benimki de o hesap. Yoksa siz bu yazıyı okuyorsanız zaten okuyan bir insansınız ve lafım kesinlikle size değil; zatı şahanelerinizi okuyan birisi olduğunuz için tebrik ediyorum. Okuma alışkanlığı kazanmak zor iştir, hayatın o kadar meşgalesi arasında kafayı toplayıp okumak ayrıca zordur. Onun için düzenli okuma alışkanlığı olmayanlara en sevdiği konulardan başlayarak okumalarını öneririm. Spor seviyorsanız spor haberlerini, bahçe işlerini seviyorsanız bahçe dergilerini v.b. Ama ne olursa olsun okumak lazım; gençler için zeka ve hafızayı geliştiren en önemli antrenman okumaktır. Bu hususun uzmanları okumanın hem hafızayı hem de zekayı %30 civarında geliştirdiğini söylüyor. Bildiğimiz gibi bütün insanlardaki hafıza kapasitesi aynıdır, aradaki fark bu kapasitenin kullanımıdır. Okuyarak, farklı metinler ezberleyerek hem hafızamızı hem de zekamızı geliştirebiliriz. Bizim gibi orta yaşın üzerindeki insanlara da okumak ilaç gibidir. Çünkü zamanla unutmaya başlıyoruz, bunun en son noktası da alzheimer hastalığıdır. Okuyarak hem unutkanlığı azaltabiliriz hem de -evlerden uzak- alzheimiri geciktirebiliriz. Keşke her akşam evde ailece okuma zamanımız olsa; hepimiz yarım saat oturup sevdiğimiz kitapları aynı ortamda ailecek okusak. Okumak hayal dünyamızı da muhakkak renklendirecektir, bir yerde çalışıyorsak bizi işimizde proaktif bir çalışan yapacaktır yani kendi orijinal fikirleri olan, üretken, faydalı, pozitif bir çalışan.

Değerli okuyucu, okumanın faydası üzerine onlarca kitap, makale, deneme… yazılmış, benimki de deryadan bir katre. İleriki yazılarımda okumanın faydalarından daha detaylı bahsedeceğim. Geçtiğimiz günlerde alışılageldiği üzere Bill Gates bu yeni yılda okuduğu kitapları anlattığı videosunu paylaştı; İngilizce bilenlere muhakkak tavsiye ederim. Yine harika kitaplar; tabii ki beşi de bizim için değil ama en az üçünün ilginizi çekeceğini düşünüyorum.

Okulların bittiği, birçok insanın tatile çıktığı bu dönemde okumak harika bir aktivite olurdu. Hepinize bol okumalı günler diliyorum.

Sağlıcakla kalın
Fatih Güneş

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu