Fatih Güneş

Dereden Tepeden: Safımız Belli Olsun!

Aziz Okuyucu,

Son buluşmamızda -okuyanlar hatırlayacaktır- ‘Okuma Her Derde Deva’ başlığı ile okumanın inanılmaz faydaları üzerinde durmuş ve gelecek yazılarımda da bu konuya daha detaylı şekilde devam edeceğimi duyurmuştum. Ancak sizlerin de affına sığınarak okumanın önemi bahsine şimdilik kısa bir ara veriyor ve tüm dikkatlerinizi bu defa Doğu Türkistan diyarında yaşayan soydaşlarımıza çekmek istiyorum.

Meşhur bir karınca meseli vardır, Hz İbrahim (a.s.) ateşe atılırken bunu duyan karınca ağzına küçücük bir damla su almış ve ateşi söndürmek içi yola koyulmuş, yolda karıncaya rastlayan insan oğlu soruyor, ‘acele acele nereye böyle karınca kardeş’, o da ağzındaki azıcık suyu göstererek ‘Hz. İbrahim’i ateşe atıyorlarmış, ateşi söndürmeye gidiyorum’ diyor. İnsanoğlu bu ya, alay ediyor karıncayla, ‘şu ağzındaki azıcık suyla mı söndüreceksin koca ateşi’ diyor, karıncanın tarihin kulağına küpe olacak cevabı da bu alaycı tavırdan sonra geliyor. ‘Biliyorum diyor lakin Allah katında safımı belli edeyim, zulmün ve zalimin karşısında olduğumu dosta düşmana deklare edeyim’ diyor. ‘Ağlayamıyorum bari gülmekten utanayım’ diyor.

Image result for dogu turkistan zulmu

Saygıdeğer Okuyucu, bu yazı karınca misali safımı belli etme yazısıdır. Çin’in aylardır hatta yıllardır Uygur Türklerine, Müslümanlarına yaptıkları zulme elimle bir şey yapamıyorum, bari kalemimle ve kalbimle bir şeyler yapayım bu platform vesilesi ile, diye kaleme alıyorum bu satırları.

Sevgili Okuyucu, kimdir bu zulüm altında inim inim inleyen Uygur Türkleri, maalesef  kısa kısa notlar olarak yazacağım çünkü bu bir köşe yazısı ve hacmi belli ama muhakkak Uygur tarihini okumanızı tavsiye ediyorum.

Türklerin medeniyet adına neyi varsa başlangıcı Uygurlardır, hatta medeniyet anlamına gelen uygar kelimesi ve uygarlığın kökeni Uygurdan gelir. İlk Türkçe sözlük olan Kaşgarlı Mahmut’un Divanı Lügat-it Türkü de bu coğrafyanın ürünüdür. Alfabe, yerleşik hayat, su şebekesi, kanalizasyon, mimari, matbaa, kağıt, tarım, şehirleşme… Görüldüğü gibi zamanlarının çok ötesinde uygar ve çalışkan bir Türk soyudur Uygurlar. Şuanki Türkiye topraklarının iki katı büyüklüğünde bir alan olan Doğu Türkistan, aynı zamanda Çin’in yeraltı zenginliklerinin yaklaşık %40’ının karşılandığı yerin adıdır. Maalesef gördükleri zulmün, asimileye zorlanmalarının, zalimce tecavüze uğramalarının en büyük sebeplerinden birisidir kadim Türk yurdunun bu yeraltı zenginlikleri.

1750 yıllarına kadar farklı Türk devletleri hakim olmuştur Doğu Türkistan’a. Yine kadim Götürklerin de memleketedir bu verimli ve talihsiz topraklar. Çin istilasından sonra da asimile olmamışlar, genlerindeki bağımsızlık aşkıyla 1933’te yeniden bağımsız bir devlet kurmuşlar, yine zulüm görmüş ve devletleri yıkılmış, ama vazgeçmemişler 1944 yeniden devletlerini kurmuşlar ancak bu da çok kısa sürmüş, 1949’da Mao ve onun getirdiği komünist Çin yeniden Doğu Türkistan’ı işgal etmiş.

Günümüz İslamcıları maalesef Seyyid Kutuptan (r.a.) ve onun fikirlerinden fersah fersah uzaklar, aman ticaretimize bir şey olmasın derdindeler lakin zulme rıza, zulümdür. Her gün onlarca konu hakkında yüzlerce yorum yapılıyor maalesef bunlar içinde Doğu Türkistan’daki inanılmaz zulümden bahseden yok. En üst düzeyde ilk defa Japon Başbakanı konuyu dile getirdi. Geçtiğimiz haftalarda. Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed, Çin’in Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerinden kaçan Uygur Türklerinin Malezya’dan sığınma istedikleri takdirde, Çin’den bu yönde bir başvuru gelse dahi sınır dışı etmeyeceklerini açıkladı.

Bizlerden yine ses yok. Allah ebeden razı olsun her şeyi göze alan Mesut Özil’den. Doğu Türkistan’da yaşananlara ve Müslüman ülkelerde medyanın yaşanan olaylara sessiz kalmasına tepki gösteren Arsenal’in yıldız futbolcusu Mesut Özil tüm dünyaya nasıl haykırmıştı? İşte bu sorunun kelimesi kelimesine cevabı:

“Ey Doğu Türkistan… Ümmetin kanayan yarası… Eziyetlere direnen Mücahid ve Mücahideler topluluğu… Zorla İslam’dan uzaklaştırmaya çalışanlara karşı tek başına mücadele veren şanlı mü’minler… Kuran’lar yakılıyor… Camiler kapatılıyor… Medreseler yasaklanıyor… Din alimleri birer birer öldürülüyor… Erkek kardeşler zorla kamplara sokuluyor… Onların yerine Çinli erkekler ailelerine yerleştiriliyor… Tüm bunlara rağmen… Ümmeti Muhammed suskun… Sesi çıkmıyor… Müslümanlar sahiplenmiyor… Bilmezler mi ki, Zulme Rıza Zulümdür… Hz. Ali ne güzel demiş: ‘Zulme engel olamıyorsanız, Onu herkese duyurun!’ Batı medyası ve devletlerinde dahi bu olaylar haftalardır, aylardır gündemde iken Müslüman ülkeler ve medyaları nerede? Bilmezler mi ki, zulmün olduğu yerde tarafsızlık, namussuzluktur… Bilmezler mi ki, yıllar sonra oradaki kardeşlerimizin bu acı günlere dair hatırlayacakları zalimlerin işkenceleri değil, biz müslüman kardeşlerin sessizliği olacaktır. Ya Rabbi, Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize yardım eyle… Şüphesiz ki, Allah; Tuzak kuranların en hayırlısıdır…”

Mesut Özil'den Doğu Türkistan açıklaması

Keşke bu yiğitlerin sayısı artsa, keşke insanlar zulme karşı saflarını belli etseler. Cüzdanlarının tarafında değil de keşke vicdanlarının, zulme uğrayanların yanında olsalar ve olsak.

Fatih Güneş

*Yazarın önceki yazıları:

1- Dereden Tepeden: Vira Bismillah!

2- Dereden Tepeden: Toplum Gönüllülüğü

3- Dereden Tepeden: Gönüllülüğe Devam…

4- Dereden Tepeden: Okumak Her Derde Deva

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu