Ferhat Özkurt

İLETİŞİM

Merhaba,

Bu hafta, bilen herkesi derinden etkileyen bir hikâye hakkında yazacağım. Hikâyemiz ilişkilerdeki aşk uğruna yapılmış fedakârlıklar üzerine anlatılan, anonim bir hikâye. Ben de bu hikâyeyi ilk okuduğumda gençliğimin verdiği saf duygusallığıma yenik düşmüştüm. Beni de derinden etkilemiş ve yapılan fedakârlığa karşı hayran bırakmıştı. Birçoğunuzun bildiğine emin olduğum bu hikâyeyi, sizi daha fazla merakta bırakmadan yazayım.

Yaşlı bir çift uzun yıllar mutlu bir evlilik yaşamaktaymışlar. Çiftlerden erkek olan ekmeğin sert olan dış kabuğunu yemeyi sevdiği için hep ekmeğin dışını yiyor, bayan olan taraf ise hep ekmeğin yumuşak olan iç kısmını sevdiği için ekmeğin içini yiyormuş. Bu düzen uzun evlilik hayatları boyunca hiç bozulmadan devam etmiş. Her ikisi de halinden memnun ve mutluymuşlar. Bir gün yemek esnasında adam sofradan aceleyle kalkıp dışarı çıkmak zorunda kalmış. Aceleyle hareket ederken cüzdanını evde unuttuğunu fark edip eve döndüğünde, eve döndüğünü fark etmeyen eşinin çılgınlar gibi ekmeğin dışını afiyetle yediğini görmüş. Kadın ekmeğin dışını yerken o kadar mutluymuş ve o kadar keyif alıyormuş ki adam kadına “Sen ekmeğin dışını hiç sevmezsin ki nasıl böyle keyifle yiyorsun?” diye sormuş. Kadın ise adama “Aslında ben ekmeğin dışını severim içindense hiç haz etmem ama bunca yıl sırf sen ekmeğin içini sevmiyor dışını seviyorsun diye sana yalan söyleyip ekmeklerin içini hep ben yedim.” demiş. Bunu duyan adamın gözleri eşinin yaptığı fedakârlık karşısında yaşarmış. Neredeyse ağlamaklı bir ses ile “Ben de aslında ekmeğin yumuşak olan iç kısmını severim. Ancak bütün bu yıllar boyunca sen ekmeğin içini seviyorsun diye ben hep dışını seviyormuşum gibi yaptım.” demiş. Daha sonra birbirlerine olan aşklarının ne kadar gerçek ve büyük olduğunu anlamış ve birbirlerine sarılıp ağlamışlar.  

Bu yazıyı okuyan kadın, erkek, herkes kendisine böyle bir eşin nasip olmasını dilemiştir mutlaka. Ben ise beni önceden etkilemiş olan bu hikâyeye artık başka bir açıdan bakıyorum. Bu aslında tam anlamıyla terspektif bir bakış açısı diyebilirim. Uzun zamandır hayatın, algıma kattığı onca enteresan anekdot, artık olaylara bakış açımı tam anlamıyla değiştirdi. Bu sebeple her hafta yazılarımı yayımlamaya çalıştığım köşemin adı da perspektif yerine terspektif. Sonuç olarak ben bu hikayede artık birbirine deli gibi aşık ve birbirleri için fedakarlıkta bulunan bir çift görmüyorum. Bunun yerine yıllarca en basit olayı bile kendi aralarında konuşmamış, daha partnerinin nelerden hoşlandığı hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir çift görüyorum. İletişimleri tam anlamıyla başlangıç seviyesinde bile değil. Yıllarca evli kalan bu çift onca yıl konuşmuş ancak iletişim içerisinde olamamışlar.

Buradan şu sonucu çıkarabiliriz. Verimli iletişim aranızdaki ilişkinin samimiyeti ya da ilişkinin uzunluğu ile ilgili değildir. İletişim kalitesi kendinizi tam olarak ifade edebilme ve karşınızdakini tam anlamıyla anlayabilme beceriniz ile doğru orantılıdır.

Bugün her ne sebeple olursa olsun, bilgi paylaşmayan yöneticiler, sır saklayarak ailesini güvende tuttuğunu zanneden aile fertleri, kırıldığını ya da kızdığını belli etmeyen arkadaş ve dostlar, kendi iletişimsizlikleri yüzünden para, statü, dost, arkadaş ve hatta zaman kaybediyorlar.

Oysa ki kaliteli iletişimin kaynağı verimli bilgi aktarımı içerir. Eğer bir insan ilişkilerinde gerçek ve doğru bilgi vermekten kaçınır ve dürüst olmaz ise yetkin çalışandan, bir görüşte halinden anlayacak partnerden, başı sıkıştığında yardımına koşacak akrabalarından, sıkıldığında dertleşebileceği dostlardan mahrum kalır.

Belki kızgın olduğunuzda sesinizi yükselterek ne kadar çok kızdığınızı göstermek yerine, sakin kalmaya çalışarak ne için kızdığınızı anlatmaya çalışmanızın daha verimli bir iletişim şekli olduğunu hatırlayabilirsiniz.

Belki fedakarlık yapmak için bir şeyler yaptığınızda karşı taraf bunu anlamıyor ve dolayısıyla onda sizin istediğiniz etkiyi yaratmıyor olabilir. Örneğin; Saçını süpürge ettiğini düşünen kadın ve çok çalışıp hayat standartlarını iyileştirmeye çalışan adam karşısında görmeyi beklediği tavrı partnerinden görmeyince çatışmalar çıkmaya başlayabilir.

Çünkü fedakarlık beklenti oluşturur. Tüm bu sorunların daha oluşma aşamasındaki tek çözümü kaliteli iletişimden geçer.

Bu sebeple açık bir iletişim halinde çevremiz ile etkileşim halinde olur isek beklentilerimizi bilen kişiler tarafından maruz kalacağımız davranışlar, iletişimde olmadıklarımızdan kat be kat daha uygun olacaktır.

Bir sonraki yazıma kadar esenlikler dilerim.

Hayat bilince güzel.

Ferhat Özkurt
Melbourne

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu